Tarih : 5.2.2010
Meslek örgütleri, valilik, belediyeleriyle Ankara’da iyi bir üs kurulmalı. Ankara’nın gerçeğini görmek lazım. İzmir’in şikayet etmek yerine Ankara’nın desteğini kazanma yollarını bulması gerekiyor..
Her dönemde başkent - taşra ilişkisine siyaset egemen görünüyor olabilir ama arka plandaki gerçeği göz ardı etmemeliyiz: Hükümetler siyasi mekanizmalardır. Devlet farklı bir organ, farklı bir yapıdır, kurumları, kuralları var. Kuralların çoğu da yazısızdır. Kurumsal hafızası vardır..
İzmir Ticaret Odası (İTO) tarafından geçtiğimiz hafta sonunda Çeşme Ilıca Hotel’de düzenlenen ‘İzmir’de İstihdam Sorunu ve Çözüm Arayışları’ konulu arama konferansının moderatörlüğünü üstelenen Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, yılların bürokratlık deneyimine istinaden İzmir’e bazı önemli tavsiyelerde bulundu. DHA Çeşme Muhabiri’ne verdiği özel demeçte istihdam ve işsizlik sorunlarına çözüm bulmanın İTO’nun asli görevi olmadığı gibi, İTO’nun işsize iş bulma bürosu da olmadığını kaydeden Saygılıoğlu, “Ama buna rağmen İTO, çözüm ortağı olarak neler yapılabileceğine katkı koymaya çalışıyor. Böyle önemli bir konuyu sahiplenerek kamuoyunun önüne çıkmasını önemsiyorum. Aksine sessiz de kalabilirdi. Oysa İTO, İzmir’in TÜSİAD’ıdır. Fikir oluşturma ve aksaklıkları kamuoyuyla paylaşma gibi misyonu vardır. Çözüme yakın olmak gerekir. İzmir’de ben bunu gördüm” diye konuştu.
DEVLETİN KURUMSAL HAFIZASI VARDIR, KURALLARININ ÇOĞU YAZISIZDIR
İzmir’in 1980 sonrası dönemde trendini kaybettiği yönünde değerlendirmelerin yapıldığını, bunun önemli nedenlerinin başında ise Ankara ile yeterli diyalogların kuralamamasının etken olduğunun altını çizen Saygılıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“İzmir sanki ‘Bir şeyleri kaybediyoruz, kaybettik, artık bir şeyler yapmak durumundayız’ arayışı içinde. Rahatsızlıktan doğan bir arayıştır bu. Ama ortada sihirli bir değnek yok. Özellikle Ankara’yla İzmir’in çok iyi konuşabilmesi, örtüşmesi lazım. Ankara derken sadece oraya temsilen giden siyasetçileri kastetmiyorum. Meslek örgütleri, valilik, belediyeleriyle Ankara’da iyi bir üs kurulmalı. Ankara’nın gerçeğini görmek lazım. Şikayet etmek yerine Ankara’nın desteğini kazanma yollarını bulması gerekiyor. Kişisel güçler ve ilişkiler Ankara bürokrasisinde kapıları açar. Bunun kesinlikle hafifsenmemesi gerekir, çünkü genel refleks budur. Her dönemde başkent - taşra ilişkisine siyaset egemen görünüyor olabilir ama arka plandaki gerçeği göz ardı etmemeliyiz. Muhalefet partisinin güçlü bir milletvekili şahsi dialogla bölgesinin meselesini bürokrasiye sessiz sedasız taşıyıp çözümünü bulabilir. Çünkü hükümetler siyasi mekanizmalardır. Devlet farklı bir organ, farklı bir yapıdır, kurumları, kuralları var. Kuralların çoğu da yazısızdır. Kurumsal hafızası vardır. İzmir bunu dikkate alıp sorunlarını çözüme kavuşturmalıdır”.
UCUZ KAHRAMANLIK YERİNE, PATİNAJA DÜŞMEK YERİNE EMEKLİLİĞİ TERCİH ETTİM
Son beş yıldır Gazi Üniversitesi’nde çalıştığını, daha önce 30 yıl devlette görev aldığını söyleyen Saygılıoğlu, “Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanı olarak başladım, Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Gelirler Genel Müdürlüğü, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşar Yardımcılığı, Hazine Müsteşarlığı, Turizm Müsteşarlığı görevlerinde bulunduktan sonra 2004 yılında Gümrük Müsteşarlığı yaparken kendi isteğimle devlet görevimi noktaladım. Üç ayrı yerde altı yıl boyunca müsteşarlık yapmıştım. Bir sonrası yoktu, tekrara girmek, patinaja düşmek yerine kendi irademle böyle bir tercihte bulundum. Siyaseten hissettiğim, zaman zaman yaşadığım güçlükler karşısında ucuz kahramanlığa soyunmak yerine kendi kişisel planlamamı yapmayı tercih ettim” şeklinde konuştu.
MERKEZİ HÜKÜMETLE İLİŞKİLER GÜÇLENDİRİLMELİ
İzmir’le olan tanışıklığının devlette görev yaptığı dönemlerde başladığını belirten Saygılıoğlu, daha önce de Çeşme’de yine İTO’nun düzenlediği ‘Türkiye’nin Ekonomik Geleceğini Arıyoruz’ konulu arama konferansını da kendisinin yönettiğini, şimdiki konferansta ise çözüm arayışlarında üç ana eksen üzerinde konuşulduğunu ve çözüm paketi oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti:
“Bunlardan ilki altyapı çözümleriydi. Fiziki, hukuku, beşeri altyapısında nasıl çözüm önerisi getirilebileceği sıralandı. İkinci grupta sektörel çözümler ele alındı. İzmir’de dört sektör çok net bir şekilde öne çıktı. Bunlar turizm, tarımsal sanayi, lojistik ve tekstildi. Üçüncü grupta ise mental ve moral çözümlerin neler olabileceği tartışıldı. İzmir’in zaman zaman açıkça dile getirilen ama bazen de bakışlarla veya fiskos gruplarında anlatılan güven açığı ve dialog sorunu, önemli bir sorun olarak görüldü. Üç gün boyunca meslek örgütlerinin ve yerel yönetimlerin Ankara’daki merkezi hükümet ile olan ilişkilerinin çok güçlü olmadığı yönünde sinyaller geldi. Bu açıdan ilişkileri düzeltmede nasıl bir yol izlenebileceği tartışıldı. İyi örneklerin ön plana çıkarılması, istihdam odaklı ve istihdam dostu çözüm önerileri konusunda özellikle basın aracılığıyla kamuoyunu bilgilendirmek ve medyanın rolü dile getirildi. Mesela ev hanımlarını organize eden bir dernek, onlara oya, dantel yaptırmak, el halısı işletmek veya özellikle fason trikotaj işler yapılması konuları televizyonlarda işlenebileceği fikri ortaya atıldı. Kadın girişimcilere, gençlere sermayesini de vererek kendi işini kurma imkanı tanınarak, bu girişimlerin televizyonlarda, yazılı basında ‘Bir fikrim var’ projesi adı altında işlenebileceği vurgulandı. Bu noktada İTO’nun bir çözüm ortağı olarak rolünün ne olabileceği araştırılmaya çalışıldı”.
Fulya OMAÇ (İktibas edilemez)
|