» Alışveriş
» Bilgisayar
» Diğer
» Kişisel bakım
» Konaklama
» Reklam İşleri
» Spor
» Turizm ve Seyahat
» Yeme-İçme
» İnşaat - Emlak
Çeşme ajandası
Nerede ne var ?
Güne tıklayıp, görün!


CeşmeLine Anketler

Çeşme turizmindeki olumsuz etkenler...
ANAYASA REFERANDUMU


Yazarlarımız
Uysal Yenipınar
Çeşme sokaklarının dünü bugünü
Dr. Ilgaz NACAKOĞLU
Su ve sağlık
M.Emin ÖZDEMİR
1949 Çeşme-Ilıca depremi
Hüsnü SULA (Müftü)
Özlemle beklenen an 1400. Yılında Kur’an ve Ramazan
Ali SÜMEN (Maliyeci)
2009 yılı kira gelirlerinin beyanı
Gülesin TÜTÜNCÜOĞLU
Ulu önder Atatürk'ün din anlayışı
Yaşar AKSOY
Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..
Saadettin ÖZTÜRK
Ne günlere kaldık


  Köşe Yazıları



Yaşar AKSOY
  Balıkçı'nın Balbay sevgisi..

5 Mart 2010 günü, sabah erkenden “esselat horozu” gibi şafak sökmeden uyanmak için cep telefonumun saatini 06'ya ayarlamıştım..

Zınk diye 05'de sabah ezanı ile uyanmayayım mı?.. Malum köyden İzmir'e haber veya söyleşi yapmak için geldiğimde, işimi çabucak bitirmem gerekir, karanlık çökmeden köy otobüsüne binip köyüme, kahveme, evime dönmek zorundayımdır. Ama işim geceye sarkarsa o zaman İzmir'de geceyi geçirmek zorunda kalırım. İzmir'de zorunlu kaldığım varoşlardaki köhne bir evin (komün karargahı) kuytudaki dip odası bir mübarek camiye bitişiktir, orayı ayırmışlardır ayırmışlardır. Camiye duvarımız bitişik olduğundan, imamın sabah ezanı ile zangadank uyanırız, sonra yine dalarız uykumuza..

Rüyalarımda hep İslam adaletinden, süt gibi bembeyaz Müslüman güzelliğinden ders çıkarıcı kısa fimler görürüm.. Huzur içinde uyur, huzur içinde uyanırım.. Camiye bitişik uyumak bana güç verir; Müslümanların adaletli bir hak dinine inandıkları için şanslı huzurlu insanlar olduklarına inanırım.. İslam'ı kullanarak zulüm rejimleri getiren Muaviye benzeri zalimlere, diktatörlere kızar köpürürüm..

Bu kez ezanla birlikte aniden fırladım.. Çünkü sabah 10.30'da Mustafa Balbay için gazeteciler olarak dayanışma etkinliğimiz vardı, ona tam vaktinde yetişmeliydim.. Giyindim, kuşandım, tansiyon ilaçlarımı içtim, iki parça ekmek ile küçük bir peyniri ağzıma atıp, diğer odalarda uyuyan sakallı genç militan arkadaşları (kerataların hepsi Türkiye Komünist Partilidir; ben onlara sizi gidi “Kızılordu'nun avare artıkları derim, onlar ise bana “Süvari Paşası Fahrettin Altay Baba” derler) uyandırmadan kendimi sokağa attim. Yürüye yürüye, tepeleri, caddeleri, sokakları geçtim, terleye terleye, Karşıyaka'dan kalkan ilk vapura yetiştim.

Vapurun güvertesinde martılara simit parçaları atıyorum..
Aklım fikrim Mustafa Balbay'da..
Kıydılar mazluma diye söyleniyorum..

* * *

Güvertede temiz pak giyimli bir ortaokul öğrencisi var. Yan gözle bana bakmakta.. İki ağır çantasını da yanına yatırmış, benim martılarla sohbetime şaşırıyor. Aniden soruverdim:

 Hangi okuldansın evlat?
 Çamlaraltı Koleji..
 Yahu taa Karşıyaka'dan Çamlaraltı'na gidilir mi?
 Ben burs kazandım.. Hem Konak'ta beni servis bekliyor.
 Kaçıncı sınıf?
 Yedi.. Orta iki, yani..
 Matematiğin iyi mi?
 Ehhh..
 Al sana bir soru.. Dikkat et.. Üç horoz varmış.. Ne varmış bakem?.. Üç horoz.. Biri sağır, öteki kör, öteki topalmış.. Her bir horoz iki yumurta yaparsa , toplam kaç yumurta olur?
 Eeee.. Du bir düşüneyim.
 Yok hemen söyle.. Üç horoz varmış, her bir horoz iki yumurta yumurtlarsa, toplam kaç yumurta olur?
 Altı.. Altı yani.. Değil mi?..
 Ulen horoz yumurtlar mı?.. Tavuk yumurtlar bilemedin.. Hadi hadi üzülme.. Sizin okulun müdürü Bay Engin Dirikal değil mi?.. Git ona bu sabah, benim selamımı söyle.. Gazeteci yaşar abinin selamı var de.. İyi mi?..
 Tamam hocam.. Söylerim.

Az sonra vapur Konak'a yanaştı. Öğrenci iki ağır çantasını sırtladı, bana bir öğrenci selamı verip, teşekkür etti yürüdü gitti.. Ardından baktım kaldım. Ne kadar temiz, terbiyeli bir çocuktu.. İmrendim.. Benim iki afacan erkek torun, dilerim ilerde böyle efendi öğrenci olur..

Düşündüm..
Bu çocuklar için döğüşmeye değmez miydi?..
Bu çocukları kurda kuşa teslim mi etmeliydik?
Bu çocukların bağımsız bir Atatürk Cumhuriyeti'nde yaşamaları için, gerekirse geri kalan ömrümüzü hemen feda etmemiz gerekmiyor muydu?
Balbay'ı düşündüm..
Bu çocuklar için zındana düşmemiş miydi?

* * *

Konak'tan Karataş'taki Basın Lokali'ne yürüye yürüye geldim. Sucuk gibi terlemişim. Yolda denize bakarken, Balbay'ın bu denizi bir daha ne zaman göreceğini düşündüm..

Ya hiç göremez ise?..

Adaletin insan hakkının teminatı olduğuna yürekten inanıyoruz. Ama bu işler yine belli olmaz. Müebbet diye tezgah kurup, ömür boyu içeri de atarlar.. PKK'yı davul zurna kapıda karşılayanlar.. Emperyalizmin uşakları.. Üç günde bir “Balbay Günlükleri” diye yaza çize., gaz vererek hukuku baskı altına alan Hasan Cemal'ler, Mümtaz efendiler, İsmet Berkan'lar, Cengiz efendiler, Ergun Beyler, Hadi efendiler, Çetin Altan familyaları, Etyenler, Graham Fuller'ler, Brezinski'ler, çuvalcılar, liboş vatansızlar, Amerikan İslamcıları, sahte solcular, dönekler, eski ülkücü dönekler, eski komünist dönekler, çiyanlar, çakallar.. Hepiniz..

Sizler.. Şu “cumhuriyetçi-günlükçü” Mustafa Balbay İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin Karataş'taki Basın Lokali önünden bir daha denizi görmesin, bir daha içine imbatı çekmesin diye kimbilir ne fesadlar-hesaplar içindesiniz değil mi?.. Kimbilir?..

Sizi gidi sizi..

Sizi gidi, Hilafet Orduları hayranları sizi.. Sizi gidi kopya Ali Kemal'ler..

* * *

Üfff.. Taa Konak'tan beri yürümüşüm. Basın Lokali'nin önüne geldiğimde sucuk gibi terlemişim.. Aman panik yapmayın. Hayatta hiç faka basmam. Yanımda daima sırt çantamın içinde yedek atlet vardır.
Basın Lokali görevlisi Turgut'tan izin alıp, arka tarafa geçtim.. Atletimi değiştirdim..

Ben sağlamcıyımdır. Hesabımı iyi yaparım..

Beni de alıp Balbay'ın yanına tıksalar, üst üste iki atlet, iki çorap, iki don, iki eşofmanaltı, iki kazak giymeden yola çıkmam. Yedeklerim yani herşeyi.. Kendimi bile yedeklemişimdir. Beni içeri tıkan, dışarda kalan öteki ikiz yedeğimle baş edemez vallahi..

* * *

İki saat kadar lokalde tek başıma oyalandım.. Gazeteleri okudum bitirdim. Amerikan Emperyalist Meclisi'nin aldığı Ermeni Soykırımı kararını yansıtıp ah-vah çeken çeridelerimizin hali pürmelalini inceledim, çayımı içtim, kaykıldım koltuğa.. Balbay'ı düşündüm..
Sabahın bu saatinde Silivri'de ne yapıyordur acaba?..
Mutlaka ya spor, ya ders çalışıyordur..
Dur durak bilmez kerata..
Arı gibi çalışkandır
Balbay'ın düşün dünyasında, Orta Asyalı baba Türklerin aksakallı bilgiç tevazuu ile çağdaş ulusal Türk portresinin aydınlanmacı bilinci kaynaşmıştır..
İzmir Özel Deniz Koleji'nin bir Bilim Şenliği'nde yanyana çocuklara konferans vermiştik.. Ne kadar güzel ve akıcı konuşmuştu..

Balbay, Türk ruhu'nun tertemiz devrimci bir kıvılcımıdır.
Evet işte, böyle büyük bir laf ettim sonunda.
Çünkü Balbay hak etti..
Gerisi boş laf..

* * *

Lokale ilk önce Ali Ekber Yıldırım geldi, yanıma oturdu, sonra Yaşar Eyice geldi, sonra İbrahim Irmak pek şık biçimde çıktı geldi.. Sonra bütün arkadaşlar sökün ettiler. Hepsi bayramlık elbiselerini giymişlerdi. Düğüne gelir gibi yani.. Pırıl pırıl elbiseler, parlak kravatlar.. Işık Teoman filan jilet gibilerdi. Aykut Fırat zımba gibiydi.. Serdar Kızık dalgındı, düşünceliydi, ama kararlı şavklar parlıyordu yine gözlerinin derinliklerinde.. Çok sağlam çıktı Serdar Kızık, tam bir kazık gibi.. Aferin ona..

Herkes dikkatle toplantıyı bekler oldu..

Sonra İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atila Sertel, Konak Belediye Başkanı Dr.Hakan Tartan, Cumhuriyet Gazetesi İzmir Temsilcisi Serdar Kızık kürsüye geçtiler.. Ve arka arkaya Balbay ile dayanışma konuşmalarını yaptılar..

Özetle.. Ne dediler?..
Balbay'ı daha tutukladığınız anda, mahkum ettiniz eyy “Yeni İlahlar”?..
Bu mu adaletiniz?
Bu mu demokratlığınız?
Bu mu liberal-muhafazakar değişim?..
Tam bir yıldır Balbay'a çektirdiğiniz çile, gerçek bir işkencedir..
Biz, Balbay'a evrensel hukukun uygulanmasını, insan haklarının sunulmasını istiyoruz.. Silahlı darbeyi güya topla, tankla yapma ihtimali olanların sadece ifade verip evkerine döndükleri bir ortamda yaşadığını, haberini yaptığını kayda geçiren silahsız Balbay'a uygulanan 1 yıldır süren tutukluluk cezası, hak mıdır, adalet midir?.. Adamcağız kaçmayacak, delili karartmayacak ki!.. Zaten var olmayan delilleri (!) yeteri kadar Anayasal suç bulgusu haline getirmediler mi?..

Özetle üç genç gazeteci kardeşimiz, bu yönde seslerini yükselttiler.. Bunları anlattılar..
Alkışlarla..

* * *

Sonra toplu resim çektirdik..
Tam 20 sene emek verdiğim eski gazetemin tek kişi ile dahi toplantıya katılmamasını acıyla kayda düşürdüm..

Biz o gazete için gecemizi gündüzümüze katık edip, düşük maaşlarla yıllarca zirve yapmıştık.

Şimdi yandaşların elinde, ne ruhu kalmış, ne yüreği, eski dev gazetemin..

Cüce kalmış, cüce..

Gün olur, devran döner nasılsa..

* * *

Kendimi Alsancak'a attım.. Siirtli Refik'in cadde üstündeki salaş çay ocağına çöktüm.. Haluk Işık'ta oradaydı, çayladık, sonra gitti..

Balbay'ı düşündüm..

İki sonuca vardım.

Ya yandaş, yanaşma, alıp kaçancı, komplocu, sivil darbeci, F tipci, Amerikan conicisi tezgah, Balbay'ı müebbede mahkum edip sürüm sürüm süründürecek..

Ya da, Balbay aklanıp, bir “HALK KAHRAMANI” olarak halkın direniş cephesinin tam önüne, tam ortasına dönecek.. Artık ben ondan sadece yazı yazmasını değil, Uğur Mumcular'ın, Ahmet Taner Kışlalı'ların, Madımak'ların intikamını alması için cephenin önünde vatan mücadelesi için önderlik emeği bekleyeceğim.

Benim beklentim bu..

Balbay, artık gazeteci Balbay değildir..

Aklanırsa, ki aklanacaktır.. Bundan böyle halk kahramanı Balbay ortaya çıkmalıdır..

Uğur Mumcu'yu, Ahmet Taner Kışlalı'yı neden öldürdüler?.. Sorarım neden nokta atışı yapıldı?.. Çünkü ikisinde de, halk kahramanı-devlet adamı olma yoğun potansiyeli vardı. Onu fark ettiler ve o potansiyeli ezip geçtiler..

Balbay bunları bilmez mi, bal gibi bilir..

* * *

Refik'in çay ocağında ve sonra Sevinç Pastanesi'nde yanıma onlarca kişi oturup söyleşti. Hep onlara Balbay'ı anlattım.. Dilim döndüğünce.. Altı saat kadar filan..

Sonra hava kararırken köy otobüsüne binip İzmir'i terk ettim.

Yolda uyumuşum..

* * *

Köye geldim.. Gece bütün ağırlığı ile çökmüştü küçük insanların üstüne, herkes evine varmak için telaşla kıyı kıyı gidiyorlardı bir yerlere.. Beni evde bekleyen kimsem yoktu, zaten hiçbir zaman olmadı.. Hep yalnızdım..

Bir balıkçı meyhanesine gittim. Bir köşeye çöktüm.. Meyhaneyi, yaşlı bir adam ile Giritli karısı ve oğulları işletiyordu. Benden başka kimse yoktu. Oğul masamı düzdü, tek rakımı getirdi. Kadın sardalyeleri pişirmeye başladı.

Üç masa ötede yaşlı balıkçı, gözlüğüne takmış pirinç ayıklıyordu. Arada sırada bana ters ters bakıyordu. Zaten ürkütücü, az konuşan, iri yarı ama beli bükülüp kambur olmuş bir şişman adamdı. Stephen King'in korku romanlarından çıkıp gelmiş gibiydi daima.. Ama gülümsediği zaman iyi yürekli biri olduğunu fısıdardı sanki..

Balığım daha gelmemişti.

Dakikalar geçiyordu..

Yaşlı balıkçı, aniden bana patladı:
“- Sana soruyorum.. Şu Balbay var ya.. Ne yaptı bu çocuk?.. Hiçbir şey.. Ne güzel anlatırdı NTV'de.. Emin Çölaşan, Yavuz Donatla konuşurlardı. Onu çok severim ben, çooook.. Neden eziyet ediyorlar bu yavruya?.. Allahından bulsun hepsi.. Sana da iki lafım var.. Neden Balbay için mücadele vermiyorsunuz?.. Bir de gazeteci olacaksınız!.. Yazık hepinize, yazık bu vatana.. Ahh Balbay ahh.. Allah sana sabır versin..”

Donup kaldım..
Nutkum tutulmuştu..
Adama iki çift laf bile edemedim.
Zaten ne söylesem inanmayacaktı. O, bir kere Balbay'a inanmıştı.

Başımı eğdim.
Rakımdan gizlice bir yudum aldım..
Balbay'ı düşündüm..

Onunla onur duydum..

Bu akşamı kesin huzursuz geçirecektim.. Varoştaki komün karargahının camiye bitişik dip odasını özledim..
..........................................


Tarih : 10.3.2010
Yazar : Yaşar AKSOY


E-Posta : yasaraksoy@cesmeline.com

Bu Yazıya Yapılan Son Yorum
Yorumcu : Haluk Işık
Yaşar AKSOY ne düşünüyorsa, gazeteci ve aydın olarak, eğip bükmeden yazıyor. İnsan, onu eleştiren yazılarda da aynı tavrı bekliyor. Anımsatmalıyım ki, bir yazarı değerlendirmek, mal bulmuş mağribi gibi tek yazısıyla değil, tüm yazıları ve yaşamın içindeki duruşuyla mümkündür. Lütfen, yaşamın içinde gösteremediğiniz her şeyi, biraz da sizin ahlakınız, duruşunuz ve söylemek istediklerinize "tercüman" olmak için çırpınan insanlara yüklemeyiniz. Çok değillerdir ve daha da azalmaları için, sizin çabanıza da gerek yoktur, çünkü elden gelen zaten yapılmaktadır. Değil mi?

Yorumcu : Yaşar Aksoy
Sayın Cemil Demirtaş, eğer ismin gerçek ise, Çeşme Çarşısına gel, beni sor, anında bulur esnaf arkadaşlar. Böylece sana ne demek istediğimi anlatayım. Ne yazacağımı iyi bilirim, sapla samanı hiç karıştırmam. Senin canın öyle istiyor diye Silivri'deki hiç tanımadığım bazıları (Örneğin Drej Ali) ile Balbay'ı asla birbirine karıştırmam. Balbay'ı oradaki kimi kişilerle bir tutmak, gerçekte ona yapılan adi komplonun ana stratejisidir ve onu mutlaka mahkum ettirmeye yöneliktir, sen de Balbay'ı gözü kapalı o karmaşık sepetin içine atınca bu komplonun bir parçası oluyorsun böylece. İsmin gerçek ise seni çarşıda bekliyorum. Tanışalım, konuşalım..

Yorumcu : CEMİL DEMİRTAŞ
Sayın Aksoy, Özürünüz kabahatinizden beter.Devrimcilikle darbeciliğe verdiğiniz örnekle,Ergenekon tutuklularına neyi yakıştırdığınızın farkında mısınız? Siz en iyisi siyasal konulara pek girmeyin.Çünkü sapla samanı karıştırıyorsunuz...

Yorumcu : ayşe ağaoğlu
'Anlaşıldı Yaşar bey, siz bu ülke için her şeyini ortaya koymuş diğer aydınlarımıza, gazetecilerimize,komutanlarımıza kefil değilsiniz.zira sizin gibi vatanımız ve aydınlarını hassasiyetle takıp eden bir kişiligin sadece BALBAY'ı tanımasını garipsedim doğrusu.selamlar

Tüm Yorumlar Yorum Ekle

 

Bu haber 362 kez görüntülenmiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
» Merhaba!
» Çeşme'de bisiklet kulvarları..
» Çeşme'de turizm!
» Çeşme'nin pazarları...
» Çeşme'deki yabancılar..
» Parlayan Çiftlikköy..
» Sahillerin pırlantası ÇEŞME..
» Benim Çeşme klasiklerim!
» Çeşme Meclis adaylarına sorular…
» Çeşme’de tavla mekanları..
» Çeşme'de nargile keyfi...
» Bir “Ilıca Beyefendisi”: Hulki Baykal..
» Muhittin Dalgıç’a Mektup..
» Sadettin "sustu"!..
» Kitap Fuarı ve yeni kitabım..
» Kuvayı Milliye turlarım başlıyor..
» İlk Kurşun Anıtı’nın Anlamı..
» Şampiyon Beşiktaş..
» Çeşme'nin Fenerbahçelileri
» Ege ve Çeşme’nin sualtı zenginliği keşfediliyor!
» Çeşmeli “Cimbomlar”
» Çeşme’nin Kurtuluşu..
» Cumhuriyet Sevdası
» İzmir'in Kimliği
» TEKEL DİRENİŞİ
» Güldal Mumcu ağlarken..
» Çeşmeliler! 18 Nisan’a dikkat..
» İzmir Kitap Fuarı’na merhaba!
» İstanbul'daki anam
» İstanbul’daki Çeşmelilerin Dayanışması
» Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..


[ Geri ]

ÇESİAD

ÇEŞME
ESNAF ODASI

Cesmelime.com Reklam Alanı
Sponsor Bağlantı
Cesmelime.com Reklam Alanı
Türkçe English Deutsch Ellinika
Yönetici'den...
Çeşme'ye not verin.
ÇeşmeLine.com
  » İlan ekle
  » İlanlar
  » Sizden Gelenler
  » Faydalı Linkler
» Tanıtım filmi
» Çeşme Bld.spor
» Reklam Üye Girişi
Reklamlar
Reklam Alanı 2
Cesmelime.com Reklam Alanı 2

 

YASAL UYARI; www.cesmeline.com sayfalarında yer alan tüm görüntü, fotoğraf, haber, makale, köşe yazıları ve diğer tüm yazıların telif hakkı www.cesmeline.com yönetimine aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre www.cesmeline.com yönetiminin yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz.
Copyright® 2009 - Yapım: Misyon Ajans