|
Tarih : 22.9.2009
Cengiz KORKMAZ'ın ropörtajını keyifle okuyun.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım öncelikle sizden bahsedelim isterseniz. Çocukluk yıllarınızdan, gençlik yıllarınızdan, nasıl bir evde büyüdünüz, o zamanlar Çeşme nasıl bir yerdi kısaca bahsedebilir misiniz?
-Faik Tütüncüoğlu: Benim çocukluk yıllarımda Çeşme'de ekonomik şartlar çok zordu. O zaman herkes tütün, anason , soğan vs gibi tarım ürünlerinin üretimi ile uğraşırdı. Aynı şekilde bizlerde o yıllarda -ki o zamanlar rahmetli babam sağ idi- Akarca'da tütün, anason işleri ve hayvancılık ile uğraşır geçimimizi böyle sağlardık. Uzunkuyu tarafından ise incir ve üzüm bağlarımız vardı. O dönemlerde İkinci Cihan Harbinin başlaması sebebiyle Türkiye genelinde bir mali sıkıntı yaşanıyordu. Biz o dönemlerde Çeşme'de yaşayan vatandaşlar olarak bu genel sıkıntıdan pek etkilenmedik. Bunun sebebi ise, herkesin arpasını, buğdayını kendi ekmesi, ekmeğini bile kendisinin yapmasıydı. Hatta o buğday unundan yapılan peksimetin tadına doyum olmazdı. O peksimeti halen daha bugün bile ararım bulamam. Her neyse , ilkokulu 1, 2 ve 3. sınıflar olmak üzere 16 Eylül İköğretim okulunda okudum. Daha sonra ise eğitim-öğretim hayatıma Namık Kemal İlköğretim okulunda devam ettim. Burada Şerif hocam, öteki tarafta ise Özcan Hocam okuttu beni. Hocalarımız ikisinde çok değerli , çok donanımlı insanlardı. Şimdi geriye dönüp baktığım zaman bizi hayata ne kadar iyi hazırladıklarını anlıyorum. Okulu bitirir bitirmez babam vefat etti. O dönemler Çeşme'de ortaokul yoktu. İzmir'de yatılı okul ise bir tek Buca'da vardı. Yani ortaöğretime devam etmenin tek yolu Buca'ya gitmekti. Ekonomik durum müsait olmadığı için burada kalıp hem çiftçilik yapmaya , hem de rahmetli dedemin yanında ayakkabıcılık yapmaya başladım. Çeşme'de o dönemlerde ilkokulu bitiren her çocuk ya berberin, yada terzinin, yada bir marangozun, yada bir ayakkabıcının yanında çalışır , bir sanat seçerdi. O zamanlarda ilkokulu bitiren bir çocuğun boş gezdiğini hatırlamam. Şu an Ziraat Bankasının bulunduğu yerde dedemin ayakkabıcı dükkanı vardı, orada çalışırken , Çeşme'ye ortaokul açıldı ve eğitim-öğretime orada devam ettik ve ilçemizin ilk mezunlarındanız. O dönemlerde ilçemizde tarla vardı , para yoktu. Şimdiki zamanla kıyaslanamaz yani. Şimdi bir parsel satsanız, çocuğunuzu Türkiye'nin en iyi okullarında okutursunuz. Ama o dönemlerde tarla satmak para getirmiyordu. Dışarıda çocuk okutmak çok zordu. Ondan sonra askeri lise imtihanlarına girdim. Sınavı kazandım , askeri liseyi bitirip subay oldum. Çeşitli yerlerde görev yaptıktan sonra en son albay rütbesindeyken, gerek annemin rahatsızlığı, gerek çocukların burada anadolu lisesine devam etmeleri sebebiyle emekli olup Çeşme'ye geri döndüm. '84 senesinde çıkan bir kanunla askeriyeden emekli olup politikaya girecek olanlara mani olunmayacağı duyuruldu. Bende dilekçe ile başvurumu yolladım. Aslında o dönemlerde bizim niyetimiz tavuk çiftliği kurmaktı. Bir ağabeyimiz Foca civarından bir çiftlik kurmuştu ve o dönemlerde bu sektörde gerçekten iyi para vardı. "Yemde benden, piliçte benden. Sattıktan sonra verirsin" demişti. Teklif hoşumuza gitmiş, aklımızada yatmıştı. O dönemlerde tavuk çiftlikleri yeni yeni yaygınlaşıyordu. Seri üretime tek-tük geçiliyordu. Şu an sektörde bir dev haline gelmiş Keskinoğlulları vs yeni yeni kuruluyordu. Aslında Çeşme'ye bu sebeple gelmiştim. Ama o dönemlerde burada politika yapan arkadaşlarımız "Ayıp ettin gel, seni aramızda görmek istiyoruz" , "Biz her türlü desteği sana veririz, sen zaten kendini yetiştirmişsin" dediler ve beni politikaya girmem konusunda ikna ettiler. Ancak Çeşme'ye geldiğimde bana destek oluruz diyen herkesin bir yerden aday olduğunu gördüm. Beni o dönemlerde bir tek SODEP beklemişti. SODEP'ten aday olup seçimi kaybettik.
-Cengiz Korkmaz: O dönemlerde Nuri Ertan ve Kaya Ertan size, "Gel MDP'den aday ol, tüm desteğimizle yanındayız" diyorlar sanırım. Bahsettiğiniz olay bu galiba Başkanım?
-Faik Tütüncüoğlu: Evet o dönemlerde Nuri Ertan , Kaya Ertan ve rahmetli Kemal Kürekçi bana parti ismi vermeden gel aday ol tüm desteğimizle yanındayız dediler ve bunu Kuran-ı Kerim'e el basarak söylediler. Ama geldiğim de hepsinin başka bir partiden aday olduklarını gördüm. Ben geç kalmıştım ama beklemeleri gerekirdi. Söz vermişlerdi.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım çok iyi briç ve stranç oynadığınız söyleniyor. Gerçekten de bu oyunları iyi oynuyor musunuz ? Bu merak nereden geliyor?
-Faik Tütüncüoğlu: Bizim askeri okullarda özellikle liseden itibaren zekayı geliştirmesi için satranç ve briç oynamak serbesti. Merakımızda oradan başladı zaten. Subaylık
yaptığım dönemlerde "Hazır Kıta" diye bir nöbet tutardım. Haftada bir veya iki kez akşamdan, sabaha kadar hiç uyumadan nöbet tutuğum olurdu. Gazete yada dergi okursan kesin uyursun. Bizlerde hem uyumamak , hemde zihinsel gelişime katkıda bulunduğu için iki kişiyken satranç, dört kişi iken briç oynardık. O dönemlerde ben kitaplarını okurdum bu oyunların, zamanızda vardı. Nöbet günlerinde akşamdan , sabaha kadar oynardık. Kendimizi baya geliştirdik bu oyunlarında. Satrançı oldukça iyi oynarım. Ama Çeşme'de iyi oyuncu bulamıyoruz. Hatta oyuncu bulmakta bile zorluk çekiyoruz. 2-3 sene önce satranç şampiyonu olan genç bir kardeşimiz vardı, ismi pek hatırımda değil, onunla oynamıştık..
(Başkan burada cümlesini kelimelerle bitirmek yerine jest ve mimiklerle devam etti. Mimiklerinden genç satranç şampiyonunun pek varlık gösteremediği izlenimine kapıldım ve sordum)
-Cengiz Korkmaz: Başkanım "Şampiyon" karşısınızda pek varlık gösteremedi sanırım, iyi bir oyuncu değil miydi?
-Faik Tütüncüoğlu: Hayır tabiki iyi bir oyuncuydu ama yenilmekten kurtulamadı. Tabi burada önemli olan böyle oyunlara sürekli devam etmek ve kendini geliştirmek. Çünkü satranç ileriyi görmektir , 2-3 hamle sonrasını değil 8-9 hamle sonrasını görürseniz başarılı olursunuz. Burada yapılan satranç müsabakalarına devamlı destek olmaktayım. Belediye olarak ödüllendirmekte, teşvik etmekte, yer vermekte , destek olmakta tereddüt etmem. Çünkü satranç beyni çalıştırıyor. Gençlerimizin zihinsel gelişimlerine çok önemli katkılarda bulunuyor. Torunum Alperen'i biliyorsun , ona bile şimdiden taşların nasıl dizildiğini , nasıl hareket ettiklerini öğrettim.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım politikadaki başarınızı, satrançtaki başarınız ile ilişkilendirebilir miyiz? Çünkü politika yaparkende önemli olan 8-9 hamle sonrasını görmek değil midir?
-Faik Tütüncüoğlu: Ben politikada her zaman doğru konuştum. Verdiğim sözü tutarım, vermediğim sözü ise tutmam. Yüzüne söylerim. Bu kadar net. Bu sebeple planlı çalışırım. Hiçbir zaman plansız çalışmam. Önümüzdeki sene ne yapacağımın planı daha bu seneden bellidir. Plan, projemi yapar beklerim. Benim bir huyum vardır , belki yetiştiğim okullar dolayısıyla oluşmuş bir huydur, çoğu siyasetçinin yaptığı gibi "Şunu yapıcam, bunu yapıcam, onu edicem" diye konuşmam. Ben laf değil, icraat yaparım. Çoğu arkadaşım bana "İşte konuşmuyosun, anlatmıyosun" diye eleştiri getiriyorlar. "Evet doğru, anlatmıyorum" diyorum. Ama bana göre halk yapılanları görür ve herkesi layık olduğu yere getirir. Çeşme'li gençler için hazırladığım bir projeden bahsedeyim. Seneye Çeşme'ye olimpik yüzme havuzu yapıyoruz. Türkiye'nin birçok yerinde yüzme havuzu var ama olimpik yüzme havuzu yok. Olimpik yüzme havuzu nedir? Yüzme sporunun kural ve kaidelerine göre profesyonel hocalar tarafından öğretildiği yüzme havuzlarıdır. Hepimizi yüzmeyi biliriz, ama kural ve kaidelerine göre yüzmeyi bilmeyiz. İşte Çeşme'li gençlerimize bunun eğitimini vereceğiz. Mesela futbol sahamızın yapım çalışmaları neredeyse bitmek üzere. Bunun yanında Halk Eğitim Merkezinin açmış olduğu her kursa Belediye olarak destek oluyoruz, yer veriyoruz. Tiyatro, koro, şiir geceleri gibi kültürel etkinliklere her zaman destek oluyoruz. Çünkü gençliğe yapılmış bir yatırım geleceğe yapılmış bir yatırımdır. Amacımız yeni yetişen neslin kültürel, sanatsal, zihinsel ve bedensel donanımlarını tamamlaması ve vatanına , milletine hayırlı vatandaşlar olmasıdır.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, askerlik yapmanın genelde zor olduğu söylenir. Siz askerlik yaparken hiç zorluk çektiniz mi? Askerlik sırasında unutamadığınız bir anınız var mı?
-Faik Tütüncüoğlu: Askerlik bence kurallara uyduğunuz ve herşeyi zamanında yaptığınız zaman zor bir meslek olmaktan çıkıyor. Bir de önemli olan yaptığın işi sevmek. Sevmezsen olmaz. Az öncede bahsettim, Çeşme'nin o dönemlerde şartları zordu. Ortaokulda okuduğum dönemlerde okul bittikten sonra dedemin yanına ayakkabıcılık yapmaya giderdim. Tütün kırardık, elimiz zifir, nikotin olurdu. Annemiz, tütün kırma işi bittikten sonra eğer bize bir saat denize girme izni verirse o bizim için büyük bir moral olurdu. Düşün Cengiz, ben o şartlardan gidiyorum askerlik yapmaya. Yemeğin var, sporun var bir tek sana ders çalışmak kalıyor. Ders çalışmayı da kendin için yapıyorsun. Bugünün gençlerine söylüyorum ders çalışıyorlarsa kendileri için çalışıyorlar. Bizlerde Belediye yönetimi olarak ilçe milli eğitim müdürlüğünün açtığı kursların hepsine destek oluyoruz. Üniversite kazanan öğrencilerimize burs veriyoruz. İzmir , İstanbul Belediyeleri 100 YTL , burs verirken biz 120-140 YTL burs veriyoruz. Keşke imkanlarımız daha fazla olsa da daha fazla burs versek.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım konu açılmışken sormak istiyorum. Kaç öğrenciye burs veriyorsunuz? Bildiğiniz gibi nu sene ilçemizde çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazanarak , yükseköğretim programlarında okumaya hak kazandı ve ilçemiz okulları başarı oranını sürekli arttırıyor. Burs sayısını arttırmayı düşünüyor musunuz?
-Faik Tütüncüoğlu: Geçen sene 80'nin üzerinde öğrenciye burs verdik. Bu sene sizinde bahsetmiş olduğunuz gibi üniversiteyi kazanan öğrenci sayısı arttığı için bizde burs sayısını arttıracağız. Bugün bile 3-4 tane müracaat olmuş belediyemize. Önemli olan öğrencilerimizin derslerine çalışmaya devam etmeleri, koydukları hedeflerde emin adımlarla yürümeleri. Onlar üzerine düşeni yapsın, bizler Belediye Yönetimi olarak üzerimize düşenin 2-3 mislini yaparız.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım , belediyede bir gününüz nasıl geçiyor? Bir belediye başkanının görevini yerine getirirken yaşadığı sıkıntılar nelerdir?
-Faik Tütüncüoğlu: Ben sabahları belediyeye erken gelirim belki bilirisiniz. Burada olursa yürüyerek , yazlıkta oturduğumuz yaz aylarında ise araba ile gelirim. Geldiğim zaman evvela bütün evraklara bakarım. Akşam üzeri ise belediyeden çıkmadan önce, bir gün sonra ne yapacağımın planını yaparım. Bunun herkeste böyle olması gerekir ama maalesef biz bunu belediyede bile oturtamadık. Yani bir gün evvelden yarın ne yapacağını bilmen lazım. İş hayatında başarıyı getiren budur. Evraklara baktıktan sonra, çıkarım belediyemizin yapmış olduğu çalışmalara bakarım. Bakalım arkadaşlarımız verilen görevi yerine getiriyor mu diye. Bu benim 1,5-2 saatimi alır. Tekrar belediye gelirim. Daha sonra kalan evrakları inceleyip, yasalar çerçevesinde gerekli kararları alırım. Belediye başkanı olarak yaşadığım sıkıntıların başında, bazı vatandaşların yasalara uymayan isteklerini onları kırmayacak ve ikna edecek şekilde anlatmak geliyor. Çünkü sadece ben değil, tüm vatandaşlar yasalara uymak zorundadır. Yasaları, beğenmeyiz , aklımıza yatmaz o ayrı. O zaman o noktalara ulaşıp, beğenmediğimiz yasaları değiştirir. Yöntem budur. Ama o yasalar yürürlükteyken o yasalara uymak zorundayız, benim düşünce tarzım bu. Meclis karaları alıyoruz, bu kararlara dayanarak belli yerlere çöp bidonları yerleştiriyoruz. Bakıyoruz, çöp bidonlarının içi bomboş , ama hemen yanları şişeler , atık poşetlerle dolu. Burası bir turizm beldesi, burada birimiz yaptığı bir yanlış hepimizi etkiliyor. Bunları yapmamak lazım, dikkatli olmak lazım.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, biraz daha gerilere dönelim isterseniz. '84 yılında ilk kez girdiğiniz seçimleri kaybettiniz, o dönemler neler hissettiniz?
-Faik Tütüncüoğlu: O zaman seçimlere amatör bir ruh ile girmiştik Cengiz. Kimin hangi partiye oy verdiğini bile bilmiyorduk. O seçimler benim için ara bir hedefti. 200-300 oy fark ile seçimi kaybetmiştik. Dedik ki biz bilinçsiz olarak girdiğimiz seçimde bu kadar oy alıyorsak , bilinçli olarak girdiğimiz seçimlerde daha iyisini illaki yaparız. Birde o seçimlerden sonra duyduğum bir kaç olay vardı ki '89 seçimlerine girmeme neden oldu.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım neydi o olaylar?
-Faik Tütüncüoğlu: Biliyorsunuz insanlar birbiri hakkında her zaman konuşur. O dönemlerde beni yıpratmaya çalışan bazı güçler vardı. İşte "Bu adam onu yapamaz, bunu yapamaz, vizyonu yok, bu işi kaldıramaz" diyenler oldu. Bende bunun üzerine '89 seçimlerine girdim. 5 sene çalıştım seçim aldım.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, o dönemlerde tek kapılı beyaz bir Anadol'unuzun olduğu , ev ev , mahalle mahalle , yorulmadan , bıkmadan , usanmadan çalıştığınız söyleniyor? O tek kapılı beyaz anadolun hikayesinden bahsedebilir misiniz?
-Faik Tütüncüoğlu: O dönemler arabalar bugün olduğu kadar yaygın değildi. Anadol arabaların çıktığı ilk yıllardı. Daha sonra Tofaş, Serçe, Murat tipi arabalar çıkmıştı. Biz o zamanlar Anadol almaya karar verdik ki, ben Anadol'dan çok memnundum. Ford Cortina tipi motoru vardı. O dönemin en iyi arabalarından biriydi. Bahsettiğim gibi programlı çalışırdım. O zamanlarda çıkardım İzmir'den önce Germiyan'a giderdim. Hemşerilerimizle oturup tanışır, konuşur , çaylarını içerdim. Oradan Reisdere'ye geçerdim. Kahveye oturup yine hemşerilerimizle tanışır , çaylarını içerdim. Tanımıyordum çoğunu. Yerlerimiz Ilıca'da olduğu Ilıca'yı oldukça iyi tanırdım. Ama buna rağmen mutlaka Ilıca'ya da uğrardım. Bütün bu çalışmalarımı o tek kapılı Anadol ile yaptım. Hatta bu arabayı '92 yılına kadar kullandım. O yıllarda Opel Vectra'lar yeni çıkmaya başlamıştı. Bir kokteyl sırasında arkadaşların "Al şu Vectra'yı" ısrarlarına dayanamayıp Vectra'yı satın aldım. Baktım Anadol'u kullanan yok bir sene sonra sattım. 2880 liraya almıştım, 9.500.000 'a satmıştım. Ama o Anadol ile uzun yıllar dolaştım. Politikada da , basında da , diğer tüm meslek dallarında da inandığım tek birşey var çalışmak. İnsanların ayağına gideceksin, dertlerini dinleyeceksin. Benim işim yok diye 9.00'da kalkamazsın. (Başkan burada bana bir iş yaparken başarılı olma yöntemlerini anlattı ve çok önemli nasihatlarda bulundu. Aslında sadece bana değil , herhangi bir meslekte iş gören tüm gençlere değerli tecrübelerini iletti) Senin işin yoksa bile bu işi yapıyorsan, 7.30'da kalkacaksın, traşını olacaksın, kahvaltını edeceksin, işinin başına geçeceksin. Ben nereden haber bulurum, ben nereden haber çıkartırım diye ilgili yerlerde bulunacaksın Cengiz. Ben Belediye Başkanlığı görevimde bunu yapmıyorum. Saat 8.00'da belediyede oluyorum. Yapacağım işlerin planını yapıyorum ve yaptığım programa dakikası, dakikasına uymaya çalışıyorum. Belki de bu disiplini bana yetiştiğim askeri okullar verdi. Benim yetiştiğim okullarda hep bir ciddiyet vardır. Mesela ben hep gülemem. Belki de alışmamışımdır. Bazı arkadaşlarım beni bu yüzden tenkit eder. Önemli olan insanlara sahte güleryüz göstermek değildir. Ben işini iyi yapana , mesleğini hakkı ile yerine getirene her zaman destek olurum. Maddi , manevi her zaman destek olurum. Ama işini iyi yapmayana acımam. Çünkü acımak benim hakkım değil. Burada kullandığım maddi , manevi tüm imkanlar halkın, Çeşme'li vatandaşların bana verdiği yetkiler çünkü. Bunları kötüye kullanamam. Buda belli oluyor, çok net gözüküyor. Ben '89 senesinde Çeşme Belediyesi'nde görevi devir aldığım zaman Çeşme Belediyesi çalışanlarına maaşlarını ödeyemiyordu. '94 seçimlerinde belediyemizin kasasında 5 yıllık tüm planlarımızı gerçekleştirecek kadar paramız vardı. Ama kaybettik. '99 yılında seçimi kazandığımız zaman belediye yine borç içindeydi. Bir yıl içinde belediyeyi tekrar düzlüğe çıkardık. Bugün belediyenin parası var ve istediği şeyi yapabilir ve hiçbir yere borcu yok. Bir tek Allah'a can borcumuz var. Onun dışında bir borcumuz yok. Ne vergi dairesine, ne inşaat şirketlerine, nede herhangi bir sektöre borcu olmayan Türkiye'nin önde gelen belediyelerinden biriyiz. Bu programımız ise ihale çıkardığımız işlerde en ucuza iş yapma imkanı sağlıyor bize. Çünkü çalıştığımız şirket biliyor ki işini bitirdiği zaman yarın banka hesabına taahhüt ettiğimiz para yatacaktır. Bizde git , yarın gel olmaz. Neden? Çünkü planlı davranıyoruz. İşte bizim farkımız bu...
-Cengiz Korkmaz: Başkanım ilk seçimleri kaybetmenizi tecrübesizliğinize ve sizinde bahsetmiş olduğunuz gibi çalışmaları amatör bir ruh ile yapmış olmanıza bağlarsak, girdiğiniz 4 seçimin, 3'ünden zafer ile ayrıldınız? Bunu neye bağlıyorsunuz?
-Faik Tütüncüoğlu: Cengiz sende Çeşme'de yaşıyorsun? Çeşme'de bundan 10 sene önce su mu vardı? Evlere deniz suyu verilirdi, oda her zaman akmazdı. Peki şimdi böyle mi? On senedir Çeşme'de bir kez su sıkıntısı yaşandı mı? Yaşanmadı. Halk bunu gördü. Çeşme'de 10 sene önce pis kokudan geçilmezdi. Bugün böyle bir sorundan bahsedebilir miyiz? Bahsedemeyiz. Çünkü ilçemizin altyapı ve kanalizasyon sorununa neşter vurduk. '89 yılının Kasım ayında Ilıca Dört yol ağzında kanalizasyon çalışmalarını ilk kez ben başlattım. '99 yılında görevi tekrar devr aldığımızda çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam ettik ve 2004 yılında ilçemizdeki kanalizasyon ve altyapı sorununu bitirdik. Bu ilçemizde esnaflık yapan birçok vatandaşımızın parasının cebinde kalmasını sağladı. Bir örnek vereyim. Dalyan'da hizmet veren restaurantlarımız yoğun yaz aylarında günde 2 yada 3 kez belediyenin verdiği vidanjör hizmetinden yararlanırdı. Bugün bir vidanjör 60 ila 85 YTL arası hizmet vermektedir. Buda ayda 2.000-3.000 YTL arası masraf eder. Peki şu an bu işletmelerimizin belediyemize ödediği kanalizasyon ücreti ne kadar? 250 YTL.. Su masraflarını da katarsak 500 YTL.. İşte halk bunu gördü. Başarımızın sırrı burada. Peki eksiklerimiz yok mu? Elbetteki var. Mesela Çiftlik ve Reisdere bölgelerimizin altyapı ve kanalizasyon sorunlarını tam olarak çözemedik. Ama önümüzdeki dönem planlarımız içinde bu sorun en önce gelmektedir. Bilindiği üzere küresel ısınma nedeniyle dünyada bir su sıkıntısı yaşanmaktadır ve su insan hayatı için en öncelikli sorundur. Eğer bu kış yağmurlar beklenen düzeyde yağmaz ise önceliği buraya vereceğiz ve denizden su arıtma tesisi kuracağız. Plan ve projesi hazır. İki proje var. Biri Alman'lar diğeri , İtalyan'lar tarafından hazırlandı. Yaklaşık 6.500.000 dolara mal olacak bir proje. Tabi buda su kullanım masraflarını arttırıyor. Elektiriği TEDAŞ'tan alırsak 1m3 suyun maliyeti 2 dolar oluyor. Eğer elektriği TEDAŞ'tan almaz ve pervane kurarsak 1m3 suyun maliyeti 120 cente iniyor. İncelemelerimizi yapıyoruz. Su sıkıntısının yaşanacağını hissedersek önceliği bu projeye vereceğiz. Ama böyle bir sıkıntının sinyallerini hissetmez isek önceliği Çiftlik ve Reisdere'nin altyapı ve kanalizasyon sorunlarının çözümüne vereceğiz. Biliyorsunuz, su olmadan yaşam olmaz. Çeşme Barajını belediye olarak satın aldıktan ve Ildırı kuyularını devreye soktuktan sonra ilçemizin çehresi değişti. Reisdere, Çiftlik,Dalyan ve Çeşme'deki yeşil alan sayısı arttı. Buda yerli ve yabancı turistleri memnun ediyor. Vatandaşlarımız merak etmesin önümüzdeki dönem ile ilgili tüm projeler hazırdır ve öncelik yaşanma ihtimali olan sıkıntılar üzerinde yoğunlaşarak giderilecektir.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım 2004 seçimlerinde tarihi oy farkı ile belediye başkanı seçildiniz. Bunu bekliyor muydunuz?
-Faik Tütüncüoğlu: Bekliyordum tabi, hatta daha fazlasını bekliyordum. Çünkü gerçektende iyi çalışıyorduk ve görevimizi en iyi şekilde yerine getiriyorduk. Bazıları benim halk ile ilişkilerimin iyi olmadığını iddia eder. Bu kesinlikle doğru değildir. Ben her hafta Çiftlik, Dalyan ve Residere kahvelerine gider vatandaşlarla oturur, onların dertlerini dinlerim. Her cumartesi, torunum Alperen'i bahane ederek, Çeşme garajına gelir, şoför arkadaşlarımızın, çayını içer, onların sorunlarını dinlerim. Türkiye'de halk ile bu kadar iç içe olan başka bir belediye başklanı var mı Cengiz? Belediye olarak çalışma yaptığımız yerleri her gün 2 kere denetim bahanesi ile ziyaret ederim. Bakarım verdiğimiz görevler titizlik ile yerine getiriliyor mu? Getirilmiyor mu? diye. Mesela şu an Ilıca'nın merkezine, ticaret merkezi yapıyoruz ve önümüzdeki sezona açılışını yapacağız. Ilıca garajı karşına 3 katlı 8000 metre karelik termal turizm merkezi kuruyoruz.İnşaat ihalesini eylül ayında başlatacağız. Şimdiden buraya birçok talip var ve kira anlaşmalarını tahminim, 2009 yılına kalmadan yaparız. Tesis ise önümüzdeki yaz sezonuna yetişir. Balçova'daki termal turizm tesisi gibi olacak ve ilçemize her gün 500-1000 arası ziyaretçi gelecek. Buda ilçemizde turizm sezonunun uzaması anlamına geliyor.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım , bildiğiniz gibi başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimlerde İzmir'i istediğini defalarca belirtti. AKP'ninde İzmir'de yoğun bir çalışması var. Sizce CHP kalesi İzmir'i kaybedebilir mi?
-Faik Tütüncüoğlu: Herkesin bir hayali vardır, kimisi belediye başkanı olmak ister, kimisi milletvekili olmak ister, kimiside bir yeri almak ister. Bu istektir ve biz bu isteklere saygı duyarız. Ama unutmayalım ki , İzmir Türkiye'nin en ilerici kentlerinden biridir , hatta demokrasinin çıkısı bile İzmir'dedir. O yüzden ben İzmir halkının sosyal-demokrat, ilerici bir kişiyi belediye başkanı seçeceğine inanıyorum. Kim ne derse , desin, %1 oy bile alsa , seçime kazanmak için girmiştir. O yüzden bu sözler prosedür icabı söylenmiş sözlerdir ve CHP İzmir'de çok rahat bir seçim geçirerek , iktidarını koruyacaktır.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, arsenik su olayının , CHP'ye oy kaybettirebileceği söyleniyor, bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
-Faik Tütüncüoğlu: Bakın bu olay kesinlikle politik çıkarlara alet edilen , belediyenin kusurunun olmadığı, tamamen küresel ısınmanın neden olduğu bir hadisedir. Sağlık bakanlığı geçtiğimiz günlerde 7 ilde daha arsenik oranının yüksek olduğunu belirtti. Ankara'nın suyunda ağır metal olduğu, içilmemesi gerektiği, kanser nedeni olduğu artık herkes tarafından bilinmektedir. Bizler bu durumu kesinlikle tasvip etmiyoruz. Belediyeler gereken önlemleri almalıdır. Ancak küresel ısınmanın yarattığı kuraklıktan kaynaklanan bu sorun gözden kaçmamalı ve bu tip durumlar siyasi çıkarlara hizmet etmemelidir.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım ilçemizde TOKİ'nin yapmayı düşündüğü 400 ila 700 konut arasında değişen bir proje var? Sizce ilçemizin böyle bir projeye ihtiyacı var mı? TOKİ böyle bir projeyi ilçemizde faaliyete geçirebilirmi?
FT-Bilindiği gibi TOKİ son zamanlarda hükümetin kullandığı bir kuruluş. Belediyeleri ekarte ederek hayata geçirmek istediği bir proje. Evvela Toplu Konut İdaresi olarak kurulmuştu, ama zamanla amacı değişti. Biliyorsunuz, en son Haydarpaşa garını satmak için TOKİ'ye hükümet yetki verdi. Kamu mallarını özelleştirme yetkisini bile verdiler. Buda TOKİ'nin amacını aştığının ispatıdır. Tabiki ihtiyaç hissedilen yerlerde ucuz konut yapmak ve bunu halkın hizmetine sunmak önemlidir. Ama ilçemizde buna ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Bu proje zaten turizm ile geçinen ve sınırlı istihdam kaynakları olan ilçemize göç çeker. Buda daha fazla işsiz insanın ilçemizde barınması anlamına gelir. Çeşme hizmet sektöründen geçimini sağlayan insanların yaşadığı bir ilçe. Burada fabrikalar , sanayileşmiş bir yapı söz konusu değil. Bu sebeple, dışarıdan gelecek göç Çeşme'ye ve göç ile gelen insanlara zarar verir. Hayal kırıklığı yaratır. Zaten şu an netleşmiş bir projede söz konusu değil. Proje netleşsin. Çeşme'nin yararına olacağını düşünürsek, evet deriz. Aleyhine olacağını düşünürsekte hayır deriz.
-Cengiz Korkmaz: Peki Başkanım, eğer böyle bir ihtiyaç hissedilirse Belediye Yönetimi olarak , Çeşme-Kent, Kent-Konut yada Bel-Kent gibi yeni bir konut projesi başlatmayı düşünür müsünüz?
-Faik Tütüncüoğlu: Tabii ki de düşünürüz. Eğer vatandaşlarımızdan böyle bir talep gelirse neden düşünmeyelim? Mesele Çeşme-Kent'i ben yaptırdım. Bel-Kent, Nuri bey zamanında yapılmıştı. Ama onu da harekete ben geçirdim. Bizim zaten her zaman böyle projelerimiz oldu. Ama hiçbir zaman bu tip işlere siyaseti yada politikayı alet etmedik. Çünkü bu tip işlere politikayı alet etmek, maliyetleri arttırır, dedikodulara sebebiyet verir. Bir daha söylüyorum, eğer böyle bir ihtiyaç olursa yeni bir toplu-kent projesi başlatırız ve bu projeyi hemen hayata geçiririz.
-Cengiz Korkmaz: Termal suyun, sadece otellere değilde , ayrıca konutlara verilmesi konusunda düşünceleriniz nedir Başkanım? Bu konuda bir çalışma yapılabilir mi?
-Faik Tütüncüoğlu: Zaten bu konuda bizim devam eden proje çalışmalarımız var. Ancak
konutlara su verdiğiniz zaman uzatma çalışmaları nedeniyle 59-60 derece arasında olan su 55 dereceye kadar düşebiliyor. Bu sebeple kuyuları daha derin açmamız lazım. 90-100 derecelik su bulunduğu zaman- ki 2009 yılında faaliyete geçirmeyi düşündüğümüz bir projedir bu- ilçemizdeki konutlara termal suyu vereceğiz.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım ilçemizin güney kısımlarını ve Paşalimanı civarını kapsayan 100 binlik planlar danıştaydan dönerek iptal oldu biliyorsunuz? Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
-Faik Tütüncüoğlu: Zaten bu planların iptal edileceği en başından beri belliydi. Düşünün Manisa, İzmir , Aydın vs olmak üzere 5 ili kapsayan planlar bunlar. Bir plan var . Ancak karar merciinde 5 ilin meclisi var. Peki planları hangi meclis onaylacak? Bir çözüm bulunmuştu. Herkes kendi planlarını onaylasın diye. Ancak bu seferde kanunun belirtmiş olduğu binlik, yüzbinlik, ve yirmibeşbinlik planlara aykırı bir durum ortaya çıktı. Ama burada da çok fazla politik oyun dönüyor. Mesela Ayasaranda mevkiine bir yatırımcı otel yapacak ancak imar planında belli revizyonların yapılması gerekiyor. Gereğine , kanuna uygun olarak revizyon yapıyoruz belediye olarak . Amaç yatırımcıyı teşvik etmek. Özel idare dairesine değişikliği yolluyoruz. Bizi iki sene bekletiyorlar. Ne oluyor? Yatırımcı yatırımını, yapamıyor. Doğal olarak Çeşme kaybediyor. Sheraton otelde , bu yaz bir toplantı yapıldı biliyorsunuz. Bakanlar, özel idare amirleri katıldı. O toplantıda söz aldım ve yöneticilerin Çeşme'nin önünü tıkadıklarını, gerekli şartları yerine getirmediklerini ifade ettim. Şu ana kadar değişen bir şey yok. Ufak revizyonlarda bile belediyemizin önüne engel çıkarmaya ve yatırımcıyı beklemeye zorluyorlar. Kaybeden kim? Çeşme..
-Cengiz Korkmaz: Başkanım genel basında Yılmaz Özdil ve Haşmet Babaoğlu gibi ünlü yazarlar, sınırlı su kaynaklarına sahip ilçemizde golf sahalarının yapılmasının yanlış olacağını yazdılar. Sizin bu konuda görüşünüz nedir? Belediye yönetimi olarak golf sahalarının yapımı ve sulanması konusunda değişik bir projeniz var mı?
-Faik Tütüncüoğlu: Bildiğiniz gibi ilk planlamada turizm gelişim alanı kapsamında 6-9 adet golf sahasının yapımı planlanıyordu. Çeşme'de sınırlı su kaynaklarını olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz bu sorunu çözmenin formülünü bulmuştuk. Evsel atık suyun geri dönüşümü sağlanarak golf sahaları bu geri dönüşümlü su ile sulanacaktı. Projeleri hazırlattık. Ancak böyle bir tesisin kurulması çok maliyetli bir iş ve mutlaka bakanlıklardan destek gelmesi gerekiyor. 2 sene önce eski bakan Atilla Koç geldiğinde bir toplantı sırasında turizme 36.000.000 dolarlık hibe kredi verdiğini açıkladı. Bende kendisine turizmde Çeşme'yi nerede gördüklerini ve Çeşme'ye neden gerekli desteklerin sağlanmadığını sordum. O da bana 18.000.000 dolarlık krediyi Çeşme'ye vereceğini belirtti. Bende siz 18.000.000 doları verin , ben belediye binasını, makam arabasını satar geri kalan 18.000.000 doları tamamlar, projeyi faaliyete sokarım dedim. En az 80 tane basın kuruluşu vardı bu toplantıda ve herkes şahittir. O günden bu güne bir kuruş yardım gelmedi. Golf sahası yapılacaksa su lazım. Bu bölgede su yok. Mutlaka suyu ikinci kez kullanmak gerekiyor. Golf sahaları Çeşme'de kesinlikle iş yapar. Özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında güney bölgelerimiz çok sıcak olduğu için, golf oyuncuları Çeşme'yi tercih ederler diye düşünüyorum. Ama bahsettiğimiz artıma tesisinin bakanlıktan gelecek destek kredileri ile açılması gerekiyor önce. Su sorunu çözülürse bir projemiz daha var. Çeşme'yi büyük takımların kamp yaptığı büyük bir spor tesisi haline getireceğiz. Biliyorsunuz, Antalya'ya her sene 500-1000 arası futbol takımı geliyor. Bunun turizm ekonomisine katkısını düşünün. Antalya aldı başını gitti diyorlar. Gider tabi. Antalya'ya yapılan bakanlık yardımlarının yarısı bize yapılsaydı, Çeşme şu an 12 ay turizm yaşandığı bir ilçe olurdu.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, Çeşme'de turizm sezonunun kısa olduğunu hepimiz biliyoruz ve bundan şikayetçiyiz. Sizce turizm sezonunu uzatmak adına neler yapılabilir? Hangi kurumların elini taşın altına sokması gerekiyor? Belediyenin üstüne düşen görevler nedir?
-Faik Tütüncüoğlu: Öncelikle termal turizmi kullanmak lazım. Biraz önce bahssettim. Ilıca'da bu sezon faaliyete geçecek termal turizm merkezinin yapımına Eylül ayı sonunda başlayacağız. Yabancı tur öperatörleriyle bağlantı kurulup, yabancı turistlere yönelmek lazım. Bizim otellerimiz Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yabancı turistlere yönelmiyorlar. Çünkü yerli turistten daha iyi para kazanıyorlar. Otelcilerin fedakarlık yapıp, tur öperatörlerine daha ucuza oda tahsisi yapması lazım. Antalya bunu yapıyor ve turizmden 6-7 ay para kazanıyor. Bu yenmenin tek bir yolu var. Otel sayısını arttırmak ve 30-40 bin yatak kapasitesine çıkmak. Golf turizmini canlandırmak lazım. Çeşme'nin gerçektende doğal yapısından kaynaklanan bir çok avantajı var. Mesela su sporları.. İlçemiz Windsurf ve Kitesurf gibi sporların yapılmasına en uygun coğrafyalardan bir tanesi. Bunları geliştirmek lazım. Sadece otelciler bunu tek başına yapamaz. Her kurumun el birliği ile çalışması ve üstüne düşeni yapması gerekir. Belediyenin burada görevi nedir? Bu bölgelere alt ve üst yapı hizmetlerinin tamamını eksiksiz olarak sunması. Tanıtım yapılması lazım. Ancak bu belediyenin görevi değil. Bu turizm bakanlığı ve otelcilerin görevi. Geçenlerde bir toplantı yaptık biliyorsun, Eylül'de Çeşme'ye nasıl turist çekeriz, sezonu nasıl uzatırız diye. Bunun için tanıtım yapmak gerekiyor. Bu tanıtım da, burada t-shirt giyerek şapka giyerek olmaz. Yerli turist hedefliyorsan Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de tanıtım yapmak ve buna bir bütçe ayırmak gerekir. Finans konusu açılınca herkes topu belediyeye atıyor. Böyle olmaz. Bu işten para kazanacak esnafın, otelcinin elini taşın altına sokup tanıtım için gerekli olan bütçeyi sağlaması gerekir.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, Çeşme'de fiyatlar diğer turizm bölgeleri ile kıyaslandığında biraz faiş kalıyor. Bu konuda belediyenin fiyatları denetleyecek yetkisi yok mu?
-Faik Tütüncüoğlu: 1991 senesinde, rahmetli Turgut Özal döneminde serbest piyasa ekonomisine geçildi biliyorsunuz. Buda fiyatlar konusunda serbestliği getirdi.Bu konuda belediyenin yapabileceği pek bir şey yok. Aslında fiyatlarda o kadar yüksek değil Cengiz, diğer turizm bölgelerinde lüks bir kafede bir çay iç. Pek fazla bir farkın olmadığını görürsün. Tabi bu arada tek-tükde olsa faiş fiyat uygulaması yapan bazı esnaflar var. Onuda gerek bizler belediye yönetimi olarak , gerek sizler basın mensupları olarak uyaracaksınız.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, Çiftlik, Dalyan ve Çeşme sahil şeritlerinin üst yapı çalışmaları estetik açıdan çok güzel olmuş. Ancak, vatandaşların şikayet ettiği genel bir durum söz konusu. Uzun sahil şeridi boyunca özellikle yaşlı insanların oturup , dinlenmesi için yapılan banklar artık yok. Bu konuda neden böyle bir çalışma yaptınız? Sebebi nedir?
-Faik Tütüncüoğlu: Daha önce Çeşme sahilinde 8 tane bank vardı. Oraya 10 tane daha bank koyduk. İsmet İnönü heykelinin arkasınada 4 tane bank koymuştuk. İstanbul'dan yuvarlak çiçekli banklar getirmiştik onlarıda bir süre kullandık. O dönemlerde buralarda en küçük ahlaka mukayit bir vukuat yaşanmadı. Ancak, bazı vatandaşlar elinde içkisiyle, önlerinden geçen vatandaşları sözlü olarak taciz ettiklerini duyduk. Bu sözlü sataşmalar ve tacizler artınca bankları kaldırmak zorunda kaldık. O dönemlerde benim bu kararıma en ateşli şekilde itiraz eden vatandaşların şimdi gelip teşekkür ettikleri görüyorum. Buradan çık esnafla konuş Cengiz, ne kadar doğru bir karar verdiğimizi göreceksin.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım halka ucuz ekmek verecek , Halk Ekmek Fabrikası ne zaman açılacak peki?
-Faik Tütüncüoğlu: Bu konuda ufak bir sıkıntımız var ancak çözülecek. Orada ekmek üretimi için gerekli olan makinelerin teminin yapılması ve bunun içinde meclis kararının çıkması gerekiyor. Biz belediye olarak 2. el makine alamıyoruz. Sıfır makine almamız şart. Fiyat konusundaki pürüzler giderildiği zaman faaliyete geçecek. Şu an ne zaman açılacağı konusunda net bir tarih veremem. İşletmesine gelince, ya belediye olarak işleteceğiz, yada bir şirkete kiraya vereceğiz. Ancak , kiraya verirsek dahi, ekmeğin satış fiyatı konusunda belli şartları olacak.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım birazda size dönelim isterseniz. Müzik ile aranız nasıl? Ne tarz müzikten hoşlanırsınız? Futbol maçlarını izler misiniz? Takım tutar mısınız?
-Faik Tütüncüoğlu: Bilhassa klasik türk müziğini çok severim. Arabamda klasik türk müziğinin en seçkin parçalarının bulunduğu CD'ler vardır. Sevdiğim sanatçılara gelirsek, başta Candan Erçetin, Ebru Gündeş gelir. Futbol ile aram iyiydi. Eskiden Fenerbahçe'yi tutardım. Gerçi hala Fenerbahçe'liyiz ama öyle eskisi kadar maçları izlemiyorum. Yenerse seviniyorum da, yenmezse de pek üzülmüyorum. Neden? Çünkü ben sporun amatörünü seviyorum. Sporun ülke için, rekabet için, insanın kendisi için yapılanını severim. Para için yapılanını sevmem. Çeşme'li gençlere hep söylüyorum. Sizin spor yapmaya niyetiniz olsun biz belediye olarak her zaman destekleriz. Biliyorsunuz, garajın arkasında Çeşme Belediye Spor olarak jimnastik kurslarımız var. Yeni futbol sahamızı aldık. Olimpik yüzme havuzu açıyoruz, geçen sene ilçemize buz pisti kurduk. O yüzden sporun Çeşme için , kendin için yapılanını severim. Kabiliyetin vardır, zaten yükselirsin. Bizde onları takdir ederiz, destekleriz ve her zaman gurur duyarız.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, duyduğumuza göre oğlunuzda sizin gibi askeriyede çok başarılı görevler sürdürmekte, üst rütbelerde hizmet vermekte.. Siz oğlunuza siyaseti tavsiye eder misiniz?
-Faik Tütüncüoğlu: Ben kimseye siyaset yapması konusunda tavsiyede bulunmam yada zorlamam. Eğer siyaset yapacaksa kararını kendisini verir. Yapacaksa yapar , yapmayacaksa yapmaz. Ama tüm gençlere bir tek öneride bulunuyorum, bu ülkeye sahip çıkın. Mesela ben oy vermemeyi doğru bulmuyorum. Vatandaşlık hakkını kullanmamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. İlla siyaset yapmak, meclis üyesi, belediye başkanı, milletvekili vs olmak demek değildir. Ama bu ülke sorunları üzerinde söz sahibi olmak istiyorsanız mutlaka bir partiye kayıt olun ve düşüncelerinizi ifade eden diyorum. Bakıyorum, bazı vatandaşlarımız, hiç bir partiye üye olmadan, dışarıdan herşeyi eleştiriyorlar. Bu adam onu yapamaz, bu şunu yapamaz. Haklıda olabilirsin ama dışarıdan sürece müdahele edemezsin. Girersin bir partiye, delege olursun, beğendiğin insanı bir yere getirirsin. Senin niyetin varsa , kendini geliştirirsin, yetiştirirsin sen bir yere gelirsin.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım, babamın tamamen espiri amaçlı yayınladığı "FAYK&ENURİSİ" fıkraları var biliyorsunuz gazetemizde.. Sizde bu fıkraları okuyor musunuz? Kızdığınız anlar oluyor mu?
-Faik Tütüncüoğlu: Yok canım neden kızayım. Bu mizahtır , olacaktır. Okuyorum bende bazen. Diyorum bizim damat yine yapmış yapacağını. Bazen gülüyorum hatta. Kızdığım olmuyor yani. Ben Çeşme'nin aleyhine olacak haberlere kızıyorum. Atatürkçüyüm, laikliği savunuyorum diyenlerin tarikatçılarla işbirliği yapmasına kızıyorum. Bakıyorsunuz Dalyan'da, bizim akrabamız olan bir arkadaş yer verdi. Cemaat evi kuruluyor. Yine Dalyan'da başka bir bölgede başka bir cemaat evi kuruluyor. Bizim dinimizde allah ile kul arasında aracı olmaz. O yüzden tarikat diye bir şey yoktur. Ben dini siyasete alet eden politikacılara kızıyorum.
-Cengiz Korkmaz: Başkanım teşekkür ederim.
|