|
Tarih : 1.12.2009
Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesi’nin ilk Üroloji Uzmanı Doktor Zeki Terim ile emekli olmadan önce yaptığımız bir röportajı yayınlıyoruz.
Röportajımızın önemli konu başlıkları:
- ÜROLOJİ BEKLEYEBİLİR BİR HASTALIK BRANŞI DEĞİLDİR..
- BİZİM BRANŞIMIZIN VE BİZLERİN EN BÜYÜK DOSTU SU’DUR..
- HASTA İHMALİ SEVER, İŞTE EN BÜYÜK TEHLİKE BUDUR..
- İDRAR, BÖBREKLERİN HATTA VÜCUDUN AYNASIDIR..
- AYAKLAR BÖBREKLERİN ANTENLERİ GİBİDİR..
- KİSTLERİN %99’U MASUMDUR
- ÜŞÜTME BASİT BİR OLAY DEĞİLDİR
- MESANE TÜMÖRLERİ İDRAR KANAMASI ŞEKLİNDE BELİRTİ VERİR
- BİR TESTİSTE YAPILAN SPERM 84 GÜNDE PROSTATA GELEREK OLGUNLAŞIR
- SPERMİN YUMURTAYI DÖLLEYEBİLMESİ İÇİN; BAŞININ, GÖVDESİNİN, KUYRUĞUNUN SAĞLAM OLMASI GEREKİR
- VAZEKTOMİ SONRASI AYNI GÜN CİNSELLİK YAŞANABİLİR
Evet sevgili okurlar, özellikle de erkek okurlar; bu röportajımızda böbrek, idrar yolu ve mesane hastalıklarının yanı sıra, prostat hastalıkları, iktidarsızlık, kısırlık ve cinsel sorunlar hakkında bilgiler bulacaksınız. Uzman doktorumuzun demesine göre; ‘Erkekler genelde cinselliği bir tabu olarak gördüklerinden, erkekliklerine yakıştıramadıklarından, bir sorunları olduğunda doktora gitmezler, gitseler dahi utana sıkıla şikayetlerini paylaşırlar’mış. Bu yazıda uzman bir ağızdan bir çok sorununuza cevap bulacaksınız. Sağlık kaliteniz açısından, hiçbir sorununuz olmasa dahi, hiç utanmadan, çekinmeden ve sıkılmadan senede bir defa üroloji doktoruna gitmeniz, sağlığınız açısından size kazanç olarak geri dönecektir…
- Zeki Bey, mesleki özgeçmişiniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Ben üroloji uzmanıyım. 1970 Ege Üniversitesi mezunuyum. Yurdun birçok yerlerinde görev yaptım. Yurt dışında bulundum. İdareci olarak Elazığ SSK Hastanesi ve Soma SSK Hastanesi’nde başhekim olarak görev yaptım. İstanbul Paşabahçe’deki görevimden sonra 9 Eylül Üniversitesi’nin ilk Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nı yaptım. Daha sonra Alsancak Devlet Hastanesi Başhekimliği ve Üroloji uzmanlığını sürdürürken, geçici görevle Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesi’ne atandım. Çeşme’ye uzun yıllardır gelip gidiyordum, böyle bir görevi seve seve kabul ettim. Bu hastanenin ilk üroloji uzmanıyım.
- Günde kaç hastaya hizmet veriyorsunuz?
İlk günlerde günde iki- üç hasta geliyordu. Bir ay sonra 15 -20, sonra da hızla artarak 40-50 civarını buldu.
- Üroloji bölümüne gelen hastaların büyük çoğunluğu hangi şikayetle baş vuruyor?
Genelde idrar yolları, üriner sistem (idrarı üreten, depolayan ve taşıyan sistem) hastalıkları, böbrek hastalıkları, böbrek taşı hastalıkları, erkeklerle ilgili fertilite veya infertilite dediğimiz çocuk sahibi olma veya olamama hastalıkları, en çokta idrar yollarıyla ve prostatla ile ilgili şikayetler oluyor. Yazın deniz mevsimi olmasından dolayı denize girme ve sonrasında ıslak mayoyla kalındığından, her iki cinste de idrar yolları enfeksiyonlarında büyük artış oluyor.
AYAKLAR BÖBREKLERİN ANTENLERİ GİBİDİR
Branşınızla ilgili bazı sorularım olacaktı; böbreklerden başlayalım isterseniz.. Böbrekleri olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?
Bizim branşımızın ve bizlerin en büyük dostu “SU”dur. Hatta hastalarıma hep şunu söylerim; “Su içmiyorsanız karşıma gelmeyin”. Az su içmekten tutun da, kaliteli, iyi ve temiz su içmemek de böbrekler için zararlıdır. Ayrıca böbreklerin olumsuz etkilenmesi, birinci derecede belden aşağı bölümlerin, özellikle ayakların soğukta kalmaları ile yakından ilişkilidir. Çünkü ayaklar böbreklerin antenleri gibidir. Bu yüzden ayakları üşütmemeye özen göstermeliyiz. Bunun yanı sıra deniz ve havuz sonrası ıslak mayo ile kalıp üşütmekte böbrekleri olumsuz yönde etkiliyor. Islanan mayo vücuda temas ettiği yerlerde buharlaşma oluşturur. Bu oluşan buharlaşma bölgeyi serinlettiğinden organlar çok çabuk etkilenir ve böbrek hastalıklarının gelişmesini kolaylaştırır.
- Böbrek taşı nasıl ve neden oluşur?
Böbrek taşı benim branşımın içinde en sevdiğim, ilgi duyduğum iki ana konudan biridir. Böbrek taşlarının tarihi binlerce yıla dayanır. Dünyada ilk defa Mısır’da tespit ediliyor. Ondan sonraki binlerce yılda yapılan araştırmalarda, şu sonuca varılıyor: “Böbrek taşı ‘AZ SU İÇMEK’ten olur”. Sıcak çöllerde suyun çoğunun terle kaybı; böbrekleri temizlemeye yeterli olamıyor, tortular oluşuyor, bunlar partiküllere (parçacıklara) dönüşüyor. İşin içine suyun niteliği de karışınca, küçük partiküller birbirleriyle birleşiyor ve taş oluşuyor. Bu sebeplerden bir tanesi. Başka bir neden böbreklerin yapısı ile ilgili. Böbreklerimiz idrarı süzen nefron dediğimiz küçük hücrelerden oluşmuştur. Bu hücrelerde oluşan idrar, böbrek içinde küçük oluklarla böbreğin havuzcuğuna akar. Böbreklerin yapısında çok doğal bir akıntı sistemi vardır. Ben bunu hep Mimar Sinan’ın eserlerine benzetirim. Bunca yüzyıl geçmiş, bakıyorsunuz bıraktığı eserlere, hiç birinde su biriken yer yok. O olukları kocaman kocaman öyle koymuş ki dünyanın yağmuru yağsa akıp gidiyor. Oysa birikse çökelecek, tortulanacak birçok soruna sebep olacak ama akıyor. İşte böbreklerimizin yapısı da böyledir. Normalde o oluk öylesine akar ki böbrekte meydana gelen her damla idrar akıp gider. Fakat bu her zaman böyle olmaz. Bazen bu oluklarda daralmalar olabilir, hastalıklar olabilir, tıkanmalar olabilir. Ya da böbreğin iç yapısında bazı girinti çıkıntı anomalileri olabilir. O zaman akıntı aksar ve çanak gibi bu girinti çıkıntılarda idrar birikir, tortular toplanır. Toplanan bu tortular partikülleri, partiküller de birbirlerine yapışarak TAŞ’ı oluşturur.
- Böbrek taşı oluşan hastada ne tür şikayetler meydana gelir?
Bel ağrıları, bulantı, kusma, idrar yanması ve kasık ağrısı şeklinde şikayetler oluşur. Taş yerinden oynadığı zaman çok şiddetli ağrı olur. Böbrek sancısı hiçbir şeye benzemez. Buna renal kolik denir. Bu kolik renaller aniden başlar, çok şiddetlidir. Tipik de bir görünümleri vardır. Bu tür hastalar hangi tarafındaysa ağrı, elini beline koyar o tarafa doğru bükülür. Geriye doğru gerilir, öyle rahat eder. Bunlar taş bulgularına tipik belirtilerdir. Literatürde bu ağrıya dayanamayıp intihar edenlerden bahsedilir.
İDRAR BÖBREKLERİN, HATTA VÜCUDUN AYNASIDIR..
- Böbrek taşı nasıl tespit edilir?
En kolay yol hekimin gözlemi, muayenesi ve idrar tahlilidir. Hekim hastanın gelişinden ve yaptığı muayeneyle ön tanıyı koyar. Biz hekimler arasında şöyle bir tabir vardır: “İdrar böbreklerin hatta vücudun aynasıdır.” Böbreklerin içinde bir taş varsa, hareket ettiğinde kanalın içini çizer kanatır ve idrarda kan görülür, tahlilde eritrositler (alyuvarlar) çıkar. Bunların sayıları bile, bize olayın oluşunu (1), iltihabi durumları (2), böbreklerin süzme derecesini (dansitesini), kaliteli bir idrar çıkarıyor mu/çıkarmıyor mu, su süzülmüş mü v.s. durumlarını gösterir (3). İdrar tahlilleri sonucu ve muayene bulgularından sonraki değerlendirmeye göre direkt film çekilir (DÜS) . Ama bütün taşlar filmde görülmez. En iyisi ultrasondur. Ultrason tetkikinde taşın yeri, büyüklüğü hakkında fikir sahibi oluruz. Daha sonra diğer tahliller gerekli olursa istenir.
HERKES EN AZINDAN ALTI AYDA BİR İDRAR TAHLİLİ YAPTIRMALI
- Yeni taş oluşumunu önlemenin olmazsa olmaz şartları nelerdir?
1. Hastalar bol su içecek. Vücudu temizleyen sudur. Su içmeyen hasta üroloğa gelmesin. Hiçbir şekilde yardım edemeyiz. Sistemi temizleyecek, akıtacak, dolanımı yapacak sudur.
2. Herkesin hiçbir yakınması yoksa bile, en azından altı ayda bir üroloğa başvurup idrar tahlili yaptırması gerekir. İdrar tahlili bize çok şey anlatır. Gizli bir taş olabilir, bulgularını fazla vermeyebilir. Hasta metin olur, ağrılarına aldırmayabilir. Ama bu böbrek için de, vücut için de felaket olur. Bizim için fevkalade bir kriterdir idrar tahlili. O zaman böbrek bozulmadan veya bir aksaklık varsa giderilerek, hasta sağlığına kavuşturulur, tehlike önlenir.
- Böbrek taşına yönelik uygulanan metotlar nelerdir? Tedavisi nasıldır?
Çeşitli yöntemler var..
Bunlardan birisi ‘BASKET’ metodudur. Bu metot ile üretere (sidik borusu) ya da mesaneye düşmüş taşlar alınır. Hasta uyanıkken lokal uyuşturma (vücuda sınırlı bir alanda ilaç enjekte edilerek oluşan duyu kaybı) ile üretradan (idrar kanalının bitiş noktası) bir katater (plastik malzemeden yapılmış içinde kanın alınıp verilebilmesi için 2 borucuk sistemi bulunduran tıbbi malzeme) ile girilir. Sonra teller şemsiye gibi açılır, taşı içine alırsınız, çeker çıkarırsınız.
‘TAŞ KIRMA’ yöntemi (ESWL). Özel taş kırma aletleri ile ultrsonik ses dalgaları göndererek taş parçalanır. Ufalanan taş doğal yoldan düşer.
Diğer bir yöntem ‘CERRAHİ MÜDAHALE’dir. Eğer diğer yöntemler uygulanamıyorsa ya da başarılı olmamışsa uygulanır. Hasta opere (ameliyat) edilerek taş alınır.
HASTA İHMALİ SEVER AMA BU ÇOK TEHLİKELİDİR
- Böbrek fonksiyonlarını tam olarak bozan hidronefroz (böbrek büyümesi) tehlikeli midir? Bu durumda acil operasyon gerekir mi? Yoksa ilaç tedavisi yeterli olur mu?
Böbrek kanalını ya da idrarın akışını engelleyen bir taş böbrekte ‘Hidronefroz’ dediğimiz bir hastalığa neden olur. Böbrek konusunda en çok korkulan olaylardan biridir. Bel ağrılarında, kasık ağrılarında, idrar yanmalarında mutlaka üroloğa başvurmak gerekir. Bu çok önemlidir. Çünkü bir pirinç tanesi kadar, bir mercimek kadar bir taş yüzünden, bir böbrek çürür gider. Böbreğin yapısı huniye benzer. Bir huniyi düşünün yukarıdan istediğiniz kadar suyu boşaltın, aşağıdaki deliğin çapı kadar su aşağıya iner. Büyük bir taş olur kenarda durur. Ama küçük bir taş gelipte böbreğin çıkışını tıkadı mı, huni dolar taşar. Böbreğin taşacak yeri yoktur. O zaman şişmeye başlar. Şişince tazyik altında kalır ve böbreğin süzme üniteleri ezilmeye başlar. Ne kadar geç kalınırsa, böbrek o kadar harap olur. Tabii bu taşın yüzünden vücut onu atmaya çalıştıkça, iltihabi reaksiyonlar da gelişir. Devamlı ateşler, ağrılar, gerginlikler, böbrekle beraber vücudun metabolik fonksiyonlarının bozulmaları hastayı ölüme götürebilir. Hidronefroz bu yüzden bizim en çok korktuğumuz olaylardan biridir. Bu şekilde çok böbrekler aldığımızı biliriz. İlk zamanlar çok şiddetli ağrılar olur. Bir süre sonra artık böbreğin dayanma gücü kalmayınca, ağrılar da azalır. Hasta da ne yazık ki ihmali sever, “Artık ağrımıyor doktora gitmeyeyim” der. İşte en büyük tehlike budur. Bu ihmali sonucu böbreğini kaybedebilir. İlaçla tedavi bazı vakalarda yeterlidir, ancak takibi şarttır.
- Böbreklerden bahsederken Böbrek Yetmezliği’ne kısaca değinebilir miyiz? Böbrek Yetmezliği neye bağlı gelişir? Ne tür belirtiler verir?
Böbrek Yetmezliği fevkalade tehlikeli, ölümcül bir hastalıktır. Böbrek enfeksiyonları, böbrek taşı, böbrek tümörleri, genetik nedenler, uzun süreli susuz kalmak böbrek yetmezliğine neden olabilir. Ayrıca vücut yapısından da kaynaklanabilir. Tahlillerde kreatin değerleri değişir, dansite bozulur, böbrekteki idrarın kalitesi, idrar bulguları değişir. Ama en önemlisi üre yükselmeye başlar. Böbreklerin birinci görevi proteinlerin metabolize olması ile ortaya çıkan üre ve ürik asiti kandan temizlemektir. Bu maddeler vücut için toksik maddelerdir, böbrek tarafından idrar ile atılmazsa kanda birikir. Atılmayınca zararlı madde kanda yükselmeye başlar. Önce renk toprak sarısına döner, biz hemen anlarız. Ondan sonra bulantı, kusma, iştahsızlık görülür. Hasta su bile içmek istemez, bulantı olur hemen. Daha sonrada tansiyon nedeniyle böbrek yetmezliği olabilir. Ürenin aşırı yükselmesiyle uykuya meyil olur. Diyaliz ile üreyi düşürmek gerekebilir. Tümörlerden tutun da birçok neden yetmezliğe götürebilir. Tıbbın her sahasında olduğu gibi geç kalmamak gerekir. Üroloji bekleyebilir bir hastalık branşı değildir. Katlanmakla, sabretmekle olmaz. Eğer vücudun bir yerinde bir rahatsızlık varsa, orası isyan ediyor demektir. Vücut her yeriyle çok mükemmel bir makinedir. Böbrekler de başta gelir. Onun için ihmal etmemek gerekir.
- Akut üremi ve kronik üremi tedavisindeki fark nasıldır? Hasta diyalize hangi aşamada girer?
Kreatinin yüksekse, üre yüksekse, akut ani bir olaysa, mesela; büyük cerrahi müdahalelerde, üroloji bölümü ya da başka sahalardan hastada kan kaybı olabilir, anestezinin etkisi olabilir, başka koşullar olabilir. Tansiyon düşer ve bu tansiyon düşüklüğü uzun sürerse ve bu kanama çok fazla olursa, yerine yenisini koyuncaya kadar zaman kaybedilirse, böbrekler yetmezliğe girer. Bu bir akut (çabuk ilerleyen) fazdır. Hastayı hemen diyalize sokmak gerekir. Yine bir başka neden; hastanın üresi yüksektir, böbrek yetmezliği ileri safhada değildir. O zaman böbrekleri çalıştırıcı serumlar, ilaçlar verilir. Bunlarla hemen akut tedaviye başlanır. Bunlarda başarılı olunmazsa diyaliz gerekir. Kronik (müzmin) vakalarda böbrekler artık yetmezliğe girmiştir. Bunları ancak böbrek nakli kurtarır. Ama o güne kadar hastanın yaşatılması gerekir. Hastanın durumuna göre, yaşına göre, aktivasyonuna göre bir şema çizilir, diyaliz yapılır. Hayat kurtarıcı bir olaydır diyaliz.
- Diyalize giren hasta yaşam tarzında nelere dikkat etmelidir? Diyaliz tedavisi sonrası hastada tam iyileşme olur mu?
Kesin uyulması gereken diyeti var. Verilen listenin dışına kesinlikle çıkılmaması lazım. Protein alımı gibi üreyi yükseltecek gıdalardan uzak durmak gerek. Gıdalar, ilaçlar ve diyaliz arasında denge kurulmalı. Bu dengelere dikkat gösterilmesi lazım, yoksa hemen üre yükselir, hasta için kurtarılamayacak nokta oluşabilir. Akut üremide diyaliz sonrası çoğunlukla tam iyileşme olur.
KİSTLERİN %99’U MASUMDUR
- Böbrek kistleri neden oluşur? Belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıldır? Böbrek nakli gerekli midir?
Bizde bir kist lafı oldu mu hastalar büyük bir paniğe kapılır, o nedenle çok isabetli bir soru oldu bu. Oysa kistlerin %99’u masumdur. Bunların hiçbir zararı yoktur. Oluşum yeri çok önemlidir. Böbreklerdeki normal kistlerin oluşumları kesin olarak bilinmez. Çeşitli büyüklüklerde olabilir. Çok büyüyüp hastayı rahatsız ederse, ancak o zaman ya aspire edilir - boşaltılır veya açık yada kapalı ameliyatla alınır. Hayvanlardan geçen kistler (kist hidatik) tehlikelidir. Ayrıca bir de polikistik böbrekler vardır. Doğuştan yada sonradan olabilir. Böbreğin çalışan yerlerini işgal eden bu kistlerde böbrek çalışamaz, yetmezliğe girer. Ciddi bir hastalıktır. Müdahaleyi ve tedaviyi gerektirir. İleri safhalarda böbrek naklini gerektirir. 50 yaşın üzerindeki erişkinlerin %50’ sinde bulunur. Erkeklerde, kadınlara oranla daha sıktır.
- Böbrek tüberkülozu neden oluşur? Ne tür belirtiler verir? Tedavisi nasıldır?
Böbrek tüberkülozu; ürologlarla beraber nefrologların, dahiliyecilerin, intaniyecilerin birlikte tedavi ettikleri bir hastalıktır. Çünkü tüberküloz (TBC) hastalığı olarak tedavi edilir. Onun belli bir tedavi şeması vardır. Üçlü kombinasyonlar yapılır. Bunlar hastasına göre yıllarca, aylarca süren ilaç tedavisi gerektirir. Eğer oluşum yerinde iltihabi irin olmuşsa cerrahi müdahalelerle açılıp, akıtılması gerekir. Belirtileri tipik TBC hastalığı gibidir. Yani gece terlemeleri, zayıflamalar, halsizlik, kırıklık, enfeksiyonun genel belirtileri, idrarda kanama, yanma görülür, peniste şişlikler oluşur. Böbrekler enfekte olduğundan enfeksiyonun şiddetine göre çeşitli derecelerde hasar oluşabilir, hatta böbreğin tamamının fonksiyon dışı kalmasına kadar giden bir tablo oluşabilir.
üşütme basit bir olay değildir
ÜŞÜTME BASİT BİR OLAY DEĞİLDİR
- Böbrek kanseri (Hipernefrom) neden olur? Belirtileri nelerdir? Tedavisi var mıdır? Nefrektomi (böbreğin çıkarılması) gerekli midir?
Yetişkin kanserlerinin yaklaşık % 3'ünden böbrek tümörleri sorumludur. Böbrek tümörleri en sık 50- 60 yaşlarında oluşur, erkek kadın oranı 2/1'dir. Yaşam devam ederken istenmeyen ve maalesef cevabı da birçok kanser çeşidinde olduğu gibi net olarak bulunamayan bir hastalıktır. Kanser araştırması ilk defa İskoçya’da görülüyor. İskoç balıkçılar ağlarını örerlerken ziftli iğneler kullanıyorlar. Bu iğneleri dudaklarına alarak, örme işlemini yapıyorlar. Ve bakılıyor ki çok dudak kanseri vakaları görülüyor. Yapılan araştırma sonucunda C5 karbonlu iğneler kullanıldığı tespit ediliyor. Bilim dünyası C5’in kanser yaptığı sonucuna varıyor. Ama sonra bakılıyor ki, tavada kızartma yapılan yağlarda da C5 var. O halde kızartma yiyen herkesin kanser olması lazım. O zaman tek neden bu değildir deniyor. Kanserde bugün gelinen nokta travma yani baskı altında kalma. Mesela birçok organın iltihaplanma durumu prekanseröz (kanser öncesi) kabul edilebilir. Hemoroit (basur) olsun, aşırı derecede genital-üriner enfeksiyonlar olsun, bunlarda yara oluşur. Bu yaraların sonucunda dokular çıldırıyor ve başlıyor anormal hücreler üretmeye ve kanser oluşuyor. Belirtileri idrar kanaması, bazen ağrısız, bazen de pıhtıların geçişinden ötürü kolit şeklinde sancılı işenen kanlı idrar, kasıkta ağrı. Hatta şişkinlik de görülebilir. Tümörün varlığının, akciğer ya da kemik gibi ikincil odaklardaki belirtilerden de anlaşıldığı olur. İdrarda nedeni bilinmeksizin kan görülmesi, tüm idrar yollarının incelenmesini gerektirir. Böbrek tümörü varlığının saptanması sonucu da, ikincil odakların aranması gereklidir. Tümörün dağılmadığı saptanırsa, böbrek çıkartılır ve genellikle, ameliyattan sonra da ışın tedavisi uygulanır. Bazen birincil tümörün çıkartılmasından yıllar sonra, genellikle akciğerler ve kemikte ikincil bir odak bulunur. Bu odağın tek olması halinde, çıkartılması uygundur.
- Böbreklerden birinde atrofi (küçülme) neye bağlı olabilir? Bu yaşamı ne şekilde olumsuz etkiler? Tedavi yönünden yapılabilecek bir şey var mı?
Böbreklerde atrofi; böbreğin gelişmemesi, küçülmesi, küçük kalması anlamına gelir. Doğuştan da olabilir, sonradan da gelişebilir. Her ikisinde de atrofi olabilir. Tek böbrekte olursa fazla sorun yaratmaz. Çünkü tek böbrekle sorunsuz yaşanabilir. Ötekinin az çalışması bir şey ifade etmez. Yeter ki sağlam olan böbreğe iyi bakılsın, iyi korunsun. Sonradan gelişen atrofilerde; bir damar anomalisi olabilir, böbreği besleyen damar sıkışmış, baskı altında kalmış olabilir. Böbrek beslenemediği, kan akımı olmadığı zaman canlılık biter, atrofi olur. Erken tespit edilirse cerrahi müdahaleyle hemen o damarın üzerindeki baskı kaldırılarak, böbreğin normal gelişmesi sağlanır. Bazen vücut için zararlı da olabilir, fonksiyonları etkileyebilir. O zaman atrofik de olsa cerrahi olarak böbreğin çıkarılması gerekir.
- En sık görülen idrar yolu enfeksiyonu sistit neden olur? Hastada ne tür şikayetler gelişir? Tedavide antibiyotik şart mıdır?
Sistit, idrar kesesinin iltihabi hastalığıdır. En çok üşütmeyle ilgilidir. Havuza, denize girmek, çıplak ayakla dolaşmak, balkon yıkamak gibi nedenlerle dışardan alınabilir. Cinsel münasebetle alınabilir. En büyük belirtisi idrarda yanma, idrar yaparken çok rahatsız olma şeklindedir. Mesanenin mukozası değişikliğe uğrar, ödemlidir ve sinir uçları çok hassas hale gelmiştir. Oraya bir damla idrar düştüğü zaman, hemen sanki idrar yapıyormuş gibi yakar. Yakınca refleks başlar. İnsan idrara çıkmak ister, azıcık yapar gelir. Bu sıklıkla yaşanmaya başlar. Daha sonra iltihabın genel belirtileri görülür. Vücutta ateş, kırıklık, titreme v.s. Tedaviye gelince hemen bir idrar tahlili bize birçok şeyi anlatır. Ne derece bir iltihabi durum vardır, lökosit, bakteri var mıdır, yok mudur? Ve tahlilin neticesine göre de tedaviye başlarız. Tedavide birinci derece amaç, sebebi ortadan kaldırmaktır. Çünkü üşütme basit bir olay değildir. Üşütünce dolaşım yavaşlar, dolaşım yavaşlayınca her zaman her yerde olan mikroplar, hemen hücuma geçer. Mikroplar da ancak antibiyotikle öldürülür. Uygun bir antibiyotik her zaman gereklidir.
- İdrarda kan görülmesi (hematüri) hangi hastalıkları düşündürür?
İdrarda kan hücrelerini gördük mü, nedenini mutlaka araştırırız ve nedenini bulmadan bırakmayız. Taştan olabilir, enfeksiyon-iltihap olur, yaralar yapar, yaralardan dökülen parçalar olabilir. Tümörlerden, kanserden, tüberkülozdan olabilir.
- İdrar kaçırılması sebepleri nelerdir? Daha çok kimlerde görülür? Tedavisi nasıldır?
İdrar kaçırma belli başlı bir hastalıktır. Birinci derecede sinirsel bir hastalıktır. Mesanenin, idrar torbasının sinirlenmesidir. Tedavisi üroloji ve nöroloji uzmanları tarafından yapılır. Medikal bir tedavidir. İnme, Multipl Skleroz (MS), Parkinson hastalığı, yaşlanma ile ortaya çıkan fiziksel problemler mesane kontrolünün kaybına sebep olabilir. Ayrıca bir de mesanenin anomalileri söz konusu olabilir. Bu durumlarda tedavi cerrahidir. Ameliyat ürologlar veya kadın doğumcular tarafından yapılır. Bir de aşırı prostat hastalarında görülür. Prostat idrarın çıkışını tıkadığı için tam boşaltamaz, boşaltamayınca mesane dolar ve taşmalar olur. O zaman ilaç kifayet etmez. Prostat ameliyatı yapılır. Tedaviye ek olarak idrar akışını kontrol eden kasları güçlendirecek egzersizler (kegel egzersizleri) yapılmalıdır. Yaşam tarzında yapılan değişikler; sigarayı bırakmak, kilo vermek, kafeinli içecekleri ve alkolü azaltmak, bazı besinlerden uzak durmak idrar kaçırma sorunundan kurtulmada yardımcı rol oynar. Ayrıca alınan sıvıların belli durumlarda veya gece kısıtlanması, sıvı alımının belirli saatlerde bir plan çerçevesinde ayarlanması da gerekebilir. Bunların tümü diğer tedavi yöntemlerine yardımcı olur.
MESANE TÜMÖRLERİ İDRAR KANAMASI ŞEKLİNDE BELİRTİ VERİR
- Mesane hastalıkları nelerdir? Ne tür belirti verirler? Tedavileri nasıldır?
Diğer organlarda olduğu gibi mesanenin de iltihaplanmaları olabilir. Çoğunlukla bu iltihaplanmalar ilaçlarla tedavi edilir. Mesane nezlesi tabir edilen, sistizm denen mesanenin normal çalışmaması durumları olabilir. Kasılma hastalıkları olabilir, nörojenik mesane olabilir; deli doludur ne zaman kasılacağı ne zaman gevşeyeceği belli olmaz. Bunlar birtakım ilaçlarla kontrol altında tutulmaya çalışılır. Çoğunlukla da başarılı olunur. Diğer hastalıkları tümörleri, kanserleri söz konusu olabilir. Onların da çoğu cerrahi olarak temizlenir. Ne kadar erken yapılırsa o kadar başarılı olur bu operasyonlar. Ondan sonra tekrar oluşmasın diye özel ilaçlar vardır, onlar kullanılır.
Mesane tümörlerini oluşturan sebepler nelerdir? Belirtileri ve tedavisi nasıldır?
Bütün kanser tiplerinde görülenler gibidir. Travmalar, üro-genital hastalıklar, kronik hastalıklar, sigara tetikleyen nedenlerdir. İdrar kanaması şeklinde belirti verir. Bu kanamalar bazen çok sinsidir, hasta fark etmez. Ağrısız olur, hiçbir iltihabi belirti yok, lökosit yok, taş yok, kum yok, ama idrarda kan hücreleri görülüyor. Bazen kamufle edilmiş olabilir, sakin zamanları olabilir. O zaman da büyümeye devam eder. Mesanenin belli bir kapasitesi vardır. Belli bir saatte mailer birikerek içerden tazik eder ve idrar ihtiyacı duyulur. Ama mesanenin içinde tümörler, kitleler yer işgal ediyorsa, bu kapasite daralır, o zaman hasta daha sık idrara gitmek durumunda kalır. Mesane kanserlerinde bir tespit yapılmış. Böbreklerden gelen ureterlerin idrar torbasına girdiği noktaların, tam idrarı attığı yerlerin karşı dokularında, mesane kanserlerinin meydana geldiği görülmüş. İdrarın içindeki bazı maddelerin de çok yüksek olduğu görülmüş. İdrar böbreklerden süzülüp oraya gelip de dokuya çarparken içindeki aşırı karbonlu maddeler çarptıkça orayı tahriş ediyor, hücreleri bozuyor, kansere sebep oluyor. Tedavileri genellikle cerrahidir.
- Tekrar nüksetmesi önlenebilir mi?
Cerrahi operasyondan sonra nüksetmemesi için uzunca bir müddet özel spesifik ilaçlar kullanılır. Onlar serumla beraber mesaneye verilerek mesane yıkanmaya çalışılır. Genellikle de önlenir.
- Peki tümörler çok büyümüşse o zaman hangi yol izlenir?
Çok ileri derecede büyükse, mesanenin büyük bir bölümünü işgal etmişse zaten mesanede bir hayır yoktur. O zaman da diversiyon ameliyatları yapılır. Yani mesane alınır. Kalınbağırsaktan suni mesane yapılır. Giriş çıkış yolları değiştirilir.
BİR TESTİSTE YAPILAN SPERM 84 GÜNDE PROSTATA GELEREK OLGUNLAŞIR
- Birazda prostat hastalıkları hakkında sorularım olacaktı; Önce prostattan biraz bahsetsek?
Prostat benim için dünyanın merkezidir. Çünkü üremenin olabilmesi ve neslin devamı için, erkeklerde bulunan prostat bezi önemli bir merkezdir. İçeride derinde bulunan kestane büyüklüğünde bir salgı bezidir aynı zamanda. Mesanenin altında, rektumun önünde yer alır. Üreme, fertilite ve neslin devamı için testislerde yapılan spermler kendi başlarına hiçbir şey yapamazlar. Onların prostata gelerek olgunlaşması, gelişmesi, hareketlenmesi için yaklaşık 84 gün gerekir. Yani bir testiste yapılan sperm, prostata yaklaşık 3 ayda gelerek olgunlaşır. Prostatın salgıları başka bezlerin salgılarıyla karışır. Orada beslenir, gelişir. Meni işte bu salgının dışarı çıkışıdır. Bu salgının içinden çıkan spermler üremeyi sağlar. O halde o merkez olmasa fertilizasyon, nesil biter. Prostat bezinin tam ortasında üretra denilen, mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal, idrar yolu yer alır. Prostat yaklaşık 50 yaş civarına kadar üremeyi yapar, görevlerini yapar, faaliyetini sürdürür. Ortalama 50 yaştan itibaren değişime uğramaya başlar. Sertleşmeye başlar, mantar gibi oluşmaya başlar.
- Sağlıklı erkeklerde periyodik muayene ne zaman başlamalıdır? Hangi testler hangi yaş gruplarında yapılmalıdır?
Her erkek 40 yaşından itibaren üroloğa gitmek zorundadır. Erkeklerimiz ne yazık ki normal rutin kontroller yaptırması gerektiğinin bilincinde değil. En geç 50 yaşından itibaren hiçbir şikayetleri olmasa dahi ürologa mutlaka baş vurulmalıdır. 50 yaş üzerindeki sağlıklı erkeklerin yılda bir kez muayene olmaları ve PSA testi yaptırmaları önerilir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanların 40 yaşından itibaren bu kontrolleri yaptırmaları gerekmektedir.
- Prostat büyümesi (prostat hipertrofisi) neden olur? Etkisi nedir? Belirtileri nelerdir? Ne tür bir tedavi yolu izlenir?
Prostat büyümesi; Bening Prostat Hipertrofisi (BPH) diye kısaca ifade edilen genelde 50 yaş üzeri erkeklerde prostat bezinin normalin dışında hem dışarıya doğru hem içinden geçen idrar yolunu tıkayacak şekilde, daraltacak şekilde büyümesine verilen isimdir. Her erkekte aynı derecede olmaz. Prostat büyümesinde en önemli olay üremekle beraber idrar yolunun da açık olmasıyla ilgilidir. Eğer prostatın büyüme ve yolunun daralmasından ötürü kişi idrarını yapamaz olursa mesane, idrar torbası boşalamaz. Dolayısıyla sık sık idrara çıkmak zorunda kalır ve nihayet bir gün tıkanarak idrar yapamayınca da tıpkı böbrek hastalarında olduğu gibi kanda üre yükselir ve hastanın hayatına, ölümüne sebep olabilir. Bu derece önemli bir hastalığın belirtileri sık sık idrara çıkmak, yanma, sancı, çoğunlukla da olsa damla damla idrar yapmak ve nihayet hiç yapamamak şeklinde olur. Ürologa baş vurmayla, kan tahliliyle, idrar tahliliyle, ultrasonla ve hekimin muayenesiyle bu teşhis konur. Ona göre ya ilaç tedavisine alınır ya da ameliyat önerilir.
- Prostat ameliyatında amaç nedir? Ameliyata karar verilirse seçenekler nelerdir?
Prostat bezinin açık ya da kapalı ameliyatla alınarak veya kısmen alınarak, yakılarak veya Greenlight denilen yöntemle idrar yolunun açılarak, idrarın kolay yapılması sağlanır. Amaç budur. Bazen bezin tamamı ameliyatla alınır veya yakılır. Bazen de kısmen içeriden girilerek o yol genişletilir, açılır, idrar yapması sağlanır. Eğer bunlarda yeterli olmazsa hastaya devamlı sonda tabir ettiğimiz halk arasındaki adıyla hortum takmak zorunda kalınır. Prostat ameliyatı, açık ameliyat, kapalı ameliyat (TUR) ve lazerle prostat buharlaştırılması (greenlight) şeklinde yapılabilir. Belli bir büyüklüğü aşmış prostatlar için en uygun seçenek açık ameliyat ken, dünyada en çok yapılan ve altın standart kabul edilen yöntem TUR ameliyatıdır. Genellikle 70-80 grama kadar olan prostatlar için TUR uygundur.
- En az riski olan ve hasta iyileşme konforu açısından en tercih edilen ameliyat yöntemi hangisidir? Siz burada hangi yöntemi uyguluyorsunuz?
En rahatı en konforlusu Greenlight ameliyatıdır. Greenlight operasyonu bir lazer tedavisidir. Bu tedavi ile büyümüş olan prostat bezi buharlaştırılıyor. Ama her vakaya mutlaka o uygulanacak demek değildir. Bunun endüksiyonları uygun olup olmayan durumlar vardır. Onu hastanın durumuna göre üroloji hekimi seçer ve hastaya anlatır. Burada üroloji kadrosu olmadığı için, hekim tarafından her türlü imkan olmasına rağmen diğer şartlar, teçhizat ve aletler olmadığı için maalesef prostat ameliyatlarını gerek kapalı, gerek açık burada yapamıyoruz.
- Prostatit (prostatın akut yada kronik iltihaplanması) nasıl oluşur? Ne tür belirti verir? Tedavisi nasıldır?
Adından da anlaşılacağı üzere her organda olduğu gibi prostatın da bir iltihabi durumu söz konusu olabilir. Ergenlik çağından itibaren son nefesine kadar bir erkekte, her zaman prostatit olabilir. En çok üşütmeyle, cinsel yolla veya idrar yolu hastalıklarıyla ilgili veya üst solunum yolu hastalıklarından sonra da olsa kan yoluyla mikrop prostata giderek yerleşir ve prostat iltihabı oluşur. Belirtileri sık idrara çıkma ve ağrı şeklinde olur. Bazen cinsel fonksiyonları da etkileyerek ereksiyon problemleri gelişebilir. Tedavi medikaldir. İlaç tedavileriyle olur. İlaç tedavisi yeterli olmazsa başka yöntemlere başvurulur.
- Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıldır? Tam iyileşme için Prostattektomi (prostat alınması) gerekli midir?
Prostat kanserinin belirtisi; prostatın aşırı derecede büyümeye başlamasıyla, idrarda kanama, idrar zorluğu, sancı, enfeksiyonlarla kendini gösterir. Prostattektomi yani prostatın ameliyatla alınması bazen gerekebilir. Arkasından ilaç tedavisine geçilir. Tedavi kanserin durumuna göre, ameliyat, ışın tedavisi, hormon tedavisi, testislerin alınması şekliyle yapılır.
- Prostat kanserinin oluşmasında neler etkilidir? Genetiksel faktörün önemi nedir?
Kesin neden bilinmiyor. Genetik faktör de var, sonraki şartlar da var. Enfeksiyonlar, hormonal aktivasyonlar, cinsel münasebetler etkilidir oluşumunda.
SPERMİN YUMURTAYI DÖLLEYEBİLMESİ İÇİN; BAŞININ, GÖVDESİNİN, KUYRUĞUNUN SAĞLAM OLMASI GEREKİR
- Biraz da erkek cinselliğinden bahsedecek olursak; kısırlık (infertilite) nedenleri nelerdir? Kısırlık niçin oluşur? Tam tedavi edilebilir mi?
Biraz döllenmeden bahsedebilir miyiz?
Erkeğin fertilitesi (üreme), infertilitesi (kısırlık) bizim üroloji bölümüne girer. Tabii bu testislerden başlar. Yumurtalarda, testislerde sperm hücreleri yapılmaya başlar. Bunların yapılabilmesi için beyinden hipofiz bezi, epifiz bezi, diğer hormonal bezler nihayet ine ine tiroitler, böbrek üstü bezleri ve testislere kadar iner. Bir kere sinirsel, beyinsel, hormonal, endokrinal bir olaydır. Bu sistem çalışacaktır ki testislerin kendileri birer makine gibi, ürün devamlı çıkaracak. Bu ürünü sağlıklı olarak çıkaracak, kalitesi iyi olacak. Fertilite sisteme bağlıdır. Bunun için hormonal olaylar ve testisler iyi çalışmalı, spermler iltihaplanmalarla mücadele etmeli. Sonra o spermlerden bir tanesi ovyumun (yumurtanın) etrafına gelecek. Ama onu dölleyebilmek için başının, gövdesinin, kuyruğunun sağlam olması gerekecek ki, bu yolu katetsin gelsin ve yumurtayı delerek girip, döllenmeyi yaparak zigotu meydana getirsin. Ondan sonra da rahim müsait olacak ki, orada döllenen hücre büyümeye başlasın ve nesil devam etsin. İşte bu sistemler içersinde sayıca canlılık olarak, hastalıklardan uzak olarak, spermin vücut yapısı sağlamlığı olarak, bütün bunların teşekkül etmesi gerekir. Yani kısaca; spermin sayısı ve kalitesini etkileyen üretim bozuklukları ve spermi dışarıya taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar başlıca sebeplerdir. Bunların da her bir bölümünde kriterler vardır. Bunlar incelenir, nerelerde aksaklık varsa giderilmeye çalışılır. Bu bazen cerrahi olur, bazen çoğunlukla tıbbi olur. Eğer evlilikten sonra 2 yıl içinde çocuk sahibi olunamıyorsa buna sterliteden, infertiliteden söz edilir. Mutlaka hatta daha öncesinden bir hekime başvurmak gerekir. Kadınlar için kadın- doğum uzmanına, erkekler için de üroloji uzmanına başvurulmalıdır.
Kısırlık nedenleri; iltihaplanma olabilir, gelişme kusuru olabilir, doğuştan eksiklik olabilir, penis anomalileri olabilir. Tedavi sorunun cinsine göre değişiklik gösterir. Mesela hipostanyasın tedavisi cerrahidir. Azosperminin tedavisi enfeksiyonsa, iltihapsa ilaçtır, medikaldir. Ama damar bozukluğundan, damar genişlemesinden ötürü ise çaresi ameliyattır. Çiftlerin yaklaşık %15'inde görülen çocuk sahibi olamama sorununda, sadece erkeğe bağlı faktörler %20 olup, ayrıca yaklaşık %40 vakada da erkekteki sorun, çiftin çocuğunun olmamasına katkıda bulunmaktadır.
- Erkeklerin %15’inde görülen varikosel nedir? Nasıl teşhis edilir? Belirtileri nelerdir?
Varikosel genellikle sol tarafta, sol testisin damarlarında görülen bir hastalıktır. Bir nevi varistir. Damarların genişleyerek iyi dolaşım yapamamasından ötürü testisin iyi çalışamaması, iyi ürün sperm vermemesi, canlılıkta yeterli sayıda spermin yapılamaması demektir. Varikosel için teşhis;
1. 4 günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili (spermiogram) yapılıp sperm testleriyle incelenir.
2. Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile ağrı şikayetiyle doktora gelirler.
3. Muayene bulguları, özel muayene şekli vardır, o muayeneyle.
4. Renkli dopler ile damarların çaplarına bakılır, ultrason tetkikleri yapılır. Çoğunlukla belirti vermezler, ancak testislerde ağrı, testislerde küçülme, testislerde dolgunluk hissi, gözle görülebilen genişlemiş damarlar, ele gelen genişlemiş damarlar infertilite şeklinde bulgular verebilir.
- Varikoselin tedavisi nasıldır? Varikoselektomi ile kısırlık giderilebilir mi? Siz burada uyguluyor musunuz?
Kriterleri vardır ona göre ameliyata karar verilir. Dolaşımı artırmak için yöntem ameliyattır. Daha iyi bir dolaşım sağlanarak kanlı canlı bir hale getirilir. Testisin bol kanlanmasını iyi dolaşımla beslenmesini sağlamak için varikoselektomi ameliyatları yapılır. Çok kolaydır, zor değildir. Bizim hastanemizde de bu ameliyatlar yapılmaktadır.
- Erkeklerin en büyük kabuslarından olan Empotans (iktidarsızlık) nedir? Sebepleri nelerdir? Tedavisi nasıldır?
Erkeğin cinsel isteğinin olmasına karşın penis damarlarında kan toplanamaması ve sertleşmemesi (ereksiyon olmaması) veya cinsel birleşmeyi sağlayacak yeterli sertliği koruyamamasıdır. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. İktidarsızlık genelde ikiye ayrılır. Biri psikolojiktir, bu psikiyatri uzmanlarının alanına girer. Diğeri ise organiktir. Diabete bağlı gelişen damarsal hastalıklar, nörojik hastalıklar, ürolojiyi ilgilendiren bazı hastalıklar. Bunlar iltihaptan tutun da, mesela prostatit etkili olabilir. Etkileyen bir çok hastalık çeşidi vardır. Üroloji uzmanınca bunlar tespit ve teşhis edilerek gereken tedavi yapılır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir.
- Spermatosel (sperm kisti) ne tür belirtiler verir? Tedavisi nasıldır?
Spermatosel torba içinde testisin hemen testis yolundaki sperm kanalının bir bölümünde meydana gelen İçerisinde ölü spermler bulunan kistik bir oluşumdur. Bu sperm kanalını etkilediği, tıkadığı için de testiste yapılan materiyal kanaldan prostata gelemez. Spermler ne kadar iyi yapılırsa yapılsın, bu kanaldan boşaltılıyor. Bu kanalın içindeki bir bölüm eğer kist, iltihap, vb. tıkanırsa bu kanaldan bu hücreler gelemez. Onun için de çocuk sahibi olamaz kişi. Muayene ve ultrason ile tanı koyulur. Büyük hacimlere ulaşmadığı taktirde tedaviye gerek yoktur. Çok büyürse ameliyatla çıkarılır.
- Balanit nedir? Belirtisi nelerdir? Kimlerde daha sık görülür? Tedavisi nasıldır?
Balanit bir penis hastalığıdır. Penis başının etrafındaki derinin geriye doğru çekilerek penis başını sıkıştırması ve morarıp kangrene götürmesidir. Onun için acil tedaviyi gerektirir. Genellikle çocuklarda olur, özellikle de sünnetsiz çocuklarda görülür. O durumda penisin derisi geriye giderek penis başını sıkıştırır. Ve morarınca bu tehlike arz eder. En kısa zamanda hemen bir üroloji uzmanına gidilerek oranın bir kesiyle açılarak ya sünnet edilmesi ya da rahatlatılması gerekir ki dolaşım gitsin. Aksi halde penis başı kangren olur. Çok önemlidir, ihmal edilmemelidir.
VAZEKTOMİ SONRASI AYNI GÜN CİNSELLİK YAŞANABİLİR
- Erkek korunma yöntemi vazektomi nedir? Tam güvenilirliği var mıdır? Geri dönüşü mümkün müdür?
Sperm kanallarının iki taraftan da kesilerek uçlarının bağlanıp, ayrılmasıdır. Kanalı kesince artık oradan hiçbir şekilde sperm gitmesi söz konusu değildir. O nedenle de kesin olarak korunma güvenilirliği %100’dür. Geriye dönüş de teorik olarak çok kolaydır. Yani demek ki bir kanalı kestiniz bağladınız o halde istediğiniz zaman da bu kesilen yerleri tekrar bağlantılarını keserek plastik – estetik cerrahi olarak veya mikroskopik yöntemle teleskop altında açarak eski haline getirilebilir.
- Vazektomi’de risk nedir? Cinsel aktiviteyi engeller mi?
Bizim için hastalık yoktur, hasta vardır. Her kişide her hastalık, her olay aynı sonucu vermeyebilir. Kiminde risk teşkil edebilir. İltihaplanmalar olabilir, daralma olabilir. Cinsel aktiviteyi etkilemez. Bu sperm kanalının vazektominin olup olmaması cinsel aktivasyonla hiç ilgi göstermez.
- Vazektomi operasyonu ne kadar sürer? Kişi ne kadar sürede normal yaşamına dönebilir? Siz vazektomi yapıyor musunuz?
Vazektomi bir yerde kanunla ilgili bir durumdur. Kişinin bir takım belgeler doldurulması gerekir. Onlar oluştuğu taktirde hemen, her zaman, her gün üroloji uzmanı olarak ben başta olmak üzere her hastanede yapılabilir. Yapılması benim için 20 dakikadır. İki taraftan da bileteral vazektominin yapılması 10’ar dakikadan 20 dakikadır. Operasyon sonrası kişi hemen kalkıp gider. O gün istirahat eder, ertesi günü işine gider. Bir veya iki defa daha pansuman yapılır. Zaten ameliyatta yapılan kesi en çok 1 cm.dir, o da hemen kaynar. Yedi günde tamamı da kaynamış olur.
- Vazektomi de cinsel aktivite ne kadar süre sonra başlar?
Aynı gün bile cinsel aktivasyonunu yapar.
- Mutluluk Çubuğu?
Bazen çeşitli hastalıklarla penis cinsel fonksiyonunu kaybeder, o zaman gerekebilir. Çoğu zaman da yaşlanmış erkeklerde ereksiyon sağlanamadığı için buna başvurulur. Fevkalade ilerlemiş bir tıp yöntemidir. Yapılması zor değildir. Bunun amacı şudur; penisteki sertleşmeyi sağlayan penisin içinde iki tane yastıkçık cisim dediğimiz süngerimsi cisimlere kan dolmasıdır. Bunlara kan dolar, adeta bir araba lastiğinin şişirilmesi gibidir. Kan dolar, siboplar kapanır kaba tabirle. Ereksiyon sağlanmış olur. Nihayet orgazmdan sonra da bu kapaklar açılır. Depodan su boşalması gibi süngerimsi cisimler boşalır, kan geriye döner ve ereksiyon zayıflar, düşer. Bu mekanizmalar çalışamayınca, işlemeyince nedenleri çeşitli, o zaman bir ufak operasyonla penisin içindeki bu kısım temizlenir. Onun yerine yapılmış jelimsi veyahut balonumsu apareyler yerleştiririz, balonun çeşitleri vardır; ya sabit olanlar vardır, onu şahıs yerleştirdikten sonra istediği zaman erekte hale getirir. İstediği zaman aşağı büker. Bir de deri altına yerleştirilen sadece şahsın bildiği baloncuk vardır. Oraya parmağıyla bastırıp pompalayarak baloncuğun içine serum basmış olur. Böylece ereksiyon sağlanır. İstediği kadar erekte kalabilir. Hiçbir zararı yoktur.
- Bir de ereksiyonu artırıcı haplar var, Viagra, Levitra gibi bunlarla ilgili ne söyleyebiliriz?
Bunlar medikal ilaçlardır. Bunların kullanımı da ereksiyona yardımcı olur. Tavsiye ederiz. Ancak doktor kontrolünde kullanılması uygundur. Aksi halde istenmeyen etkiler görülebilir, alerjik reaksiyon gelişebilir, kalp krizi olabilir. Kalp ve damar hastalığı olanlar, önemli bir karaciğer hastalığı olanlar, kısa bir süre önce felç veya kalp krizi geçirenler kullanmamalıdır. Cinsel ilişkiden 1 saat önce alınır, etkisi 30 dk. dan sonra başlar ve 4 saate kadar devam eder. Yağlı yiyecekler etkinin başlamasını geciktirebilir.
Fulya OMAÇ / ÇEŞME - AHT (İktibas edilemez)
|