» Alışveriş
» Bilgisayar
» Diğer
» Kişisel bakım
» Konaklama
» Reklam İşleri
» Spor
» Turizm ve Seyahat
» Yeme-İçme
» İnşaat - Emlak
Çeşme ajandası
Nerede ne var ?
Güne tıklayıp, görün!


CeşmeLine Anketler

Çeşme turizmindeki olumsuz etkenler...
ANAYASA REFERANDUMU


Yazarlarımız
Uysal Yenipınar
Çeşme sokaklarının dünü bugünü
Dr. Ilgaz NACAKOĞLU
Su ve sağlık
M.Emin ÖZDEMİR
1949 Çeşme-Ilıca depremi
Hüsnü SULA (Müftü)
Özlemle beklenen an 1400. Yılında Kur’an ve Ramazan
Ali SÜMEN (Maliyeci)
2009 yılı kira gelirlerinin beyanı
Gülesin TÜTÜNCÜOĞLU
Ulu önder Atatürk'ün din anlayışı
Yaşar AKSOY
Yüzbaşı Selahattin’in yoldaşı..
Saadettin ÖZTÜRK
Ne günlere kaldık


Beyin Cerrahisi...

Profesör Dr. Mehmet Eti’yle muhabirimiz Fulya Omaç konuştu.


Bel fıtığı


Profesör Dr. Mehmet Eti


Bel fıtığı oluşum kademeleri


Bel kayması


Boyun fıtığı


Boyun fıtığı oluşumu.Mavi renkte gösterilen kıkırdak koparak sinirin altına girer ve baskı yapmaya başlar


beyin tümörü teşhisi için beyin görüntüleme çekimi yapılır.


Beyin kanseri


Beyin tümörü ameliyatı


Beyin tümörü ameliyatı


Beyin tümörü ameliyatı (çıkartılan tümör)


Glial tümörü

Tarih : 4.12.2009

PROF. DR. MEHMET ETİ:
“BEL FITIĞINDA HASTA, AMELİYATTTAN DEĞİL, AMELİYAT OLMAMAKTAN VEYA AMELİYATA GEÇ KALMAKTAN SAKAT KALIR.”

“BİZİ BİZ YAPAN BEYİN DEDİĞİMİZ ORGANDIR”

“BEYİNİN VÜCUTLA İLİŞKİSİ TERSTİR. SAĞDA BEYİN KANAMASI VARSA SOL TARAF FELÇ OLUR.”



- Merhaba sevgili okurlar; Profesör Dr. Mehmet Eti’yle gerçekleştirdiğimiz röportajımızda, yine birçoğumuzun karşılaştığı rahatsızlıklarla ilgili oldukça önemli konulara temas ettik. Bu söyleşimizde iskelet sistemimizin ana merkezi olan omurgamızın bel ve boyun fıtıkları, hayatımızı yöneten en önemli organımız beynimizin işlevi, tümörleri, kanamaları ve hastalıklarının oluşum nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler bulacaksınız.


- Sizi tanımak adına mesleki özgeçmişiniz hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1968’de mezun oldum ve aynı yıl ihtisasa başladım. O yıllarda nöroşirürji (beyin cerrahisi) ihtisası diye bir bölüm olmadığından nöroloji kliniğinde, nöroloji asistanı olarak ihtisasıma başladım. Daha sonraki yıllarda beyin cerrahisi kuruldu ve ihtisasımı beyin cerrahisinde tamamladım. Yine aynı fakültede akademik kariyerime devam ettim. Bu süre içersinde Amerika’da, ağrı cerrahisi üzerinde çalışmalar yaptım, 1979 yılında doçent, 1989 yılında da profesör oldum. 1996 yılında emekli olarak muayenehanemde çalışmaya başladım. Derken biraz politik hayatım oldu. Demokratik Barış Hareketi ve takiben Barış Partisi’nin genel başkanlıklarında bulundum. Fakat siyasete yeterince ısınamadığım için, tekrar muayenehaneciliğe döndüm. Bu sene başından beri de Çeşme’mizin bu şirin hastanesinde, Sissus’ta, çalışmaya başladım.


- Size gelen hastalar çoğunlukla hangi şikayetle başvuruyor?

Her beyin cerrahisi polikliniği gibi, en çok bel fıtığı, boyun fıtığı ve baş ağrısı hastaları geliyor. Bunlara ek olarak, yaz sezonu, çoğunlukla, kafa travmaları ile ilgili başvurularda artış oluyor. Sözünü etmeden geçemeyeceğim enteresan bir özellik de, alışık olduğumuzdan çok sayıda kucaktan düşürülen bebek vakası gelmesi. Yine Çeşme’nin bir sahil kasabası olması nedeniyle, deniz kazalarına bağlı olarak kafa ve boyun travmaları fazlaca geliyor.

- Beyin cerrahisi bölümüne giren hastalıklar hangileridir?

Teorik olarak söylemek gerekirse; sinir sisteminin cerrahi hastalıkları. Örnek olarak; omuriliğin, beynin, kol ve bacağımızdaki sinirlerin her türlü cerrahi hastalığı. Beyin tümörleri, beyin kanamaları, kafa travmaları, omuriliğin tümörleri, bel fıtığı boyun fıtığı.

BEL VE BACAK AĞRISI, AYAKTA UYUŞUKLUK, KUVVET KAYBI VARSA ZAMAN GEÇİRMEDEN BEYİN CERRAHİSİ’NE BAŞVURULMALIDIR

- Herni diskal (bel fıtığı) nasıl oluşur? Belirtileri nelerdir? Size başvuran hastaya hangi muayene bulguları sonucu bel fıtığı teşhisi koyarsınız?

Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırması ile oluşur bel fıtığı. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonra da bacağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Bu ağrı ayağa ve parmaklara kadar uzanabilir. Genelde bir ağır kaldırma veya beli zorlayacak bir ters hareket ile başlar bu bel ağrısı. Bazen bel ağrısı safhasındayken düzelebiliyor hasta, bazen de bel ağrısı yatışmaktayken, halk arasında daha ziyade siyatik adıyla tanınan bacak ağrısı ortaya çıkıyor. Sinir kökünü bastırmaya başlayınca bel fıtığı, bacak ağrısı oluşmasına sebebiyet veriyor, böyle bir gelişim gösteriyor. Ayakta uyuşukluk, kuvvet kaybı, refleks bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Teşhis için özel muayene yöntemleri vardır. Örneğin bacak kaldırma testinde ağrı; ayağın yukarı – aşağı kıvrılmasında, diz üstünde yaylanmada kuvvet kayıpları olabilir, diz refleksi, ayak bileği refleksi kaybolabilir, ayağın değişik taraflarında uyuşukluklar, karıncalanmalar, keçeleşmeler görülebilir. Hastanın bel hareketlerinde kısıtlılık, ve ağrı olur. Uzun süreli olan bel fıtıklarında bacakta incelmeler meydana gelebilir.

- Bel fıtığı teşhisini netleştirmek için yapılması gerekli tetkikler nelerdir?

Başlangıç olarak basit bel kemiği röntgenlerini istiyoruz, bu genellikle yeterli olmuyor tabii. Bel kemiği filmlerini görmemizin birincil amacı, bel fıtığı dışında başka bir rahatsızlık olup - olmadığını görmek. Çünkü bazen benzer klinik tablolara başta bel kayması gibi rahatsızlıklar da sebep oluyor. Onları ekarte etmek için önce bel kemiği filmini istiyoruz, takiben de bilgisayarlı tomografi (BT) ya da MR istiyoruz.

BEL FITIĞI TEDAVİSİNDE İSTİRAHAT İLAÇTAN DAHA ÖNEMLİDİR

- Bel fıtığı tedavisi nasıldır? Fizik tedavi, sırt ve karın kaslarını güçlendirecek egzersizlerin rahatlatıcı bir etkisinin yanında, tedavi edici bir etkisi de var mıdır?

İlk etapta hastaların %95 kadarı yatak istirahati ve ilaç tedavisi yöntemiyle tedavi edilir. Bel fıtığı tedavisinde istirahat çok önemli, hatta ilaçtan daha önemlidir. Bunların yetmediği yerde, zaman zaman, özellikle bel ağrısı safhasında fizik tedaviden yararlanılabilir. Hastalık bunlara cevap vermiyorsa, fıtık kişinin yaşam kalitesini etkiliyorsa, ameliyat düşünürüz. Bel fıtığının aktif olduğu dönemde hiçbir egzersizin, hiçbir özel hareketin, tedavi edici etkisi yoktur. Bunlar sadece bel fıtığının tedavi sonucu düzelip, ağrılar geçtiğinde ki bu tekrarlayıcı bir rahatsızlıktır, tekrarlamasını önlemek için, bel ve karın kaslarını kuvvetlendirici egzersizler önerilebilir. Ama ağrılı dönemde kesinlikle bütün hareketler yasak. Fizik tedavi sadece rahatlatıcı bir etki gösterir, tedavi olarak bence önemli bir fonksiyonu yoktur. Bel fıtığı sonucu oluşan adale spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurgaya daha kuvvetli destek olmalarını sağlamaktır. Ameliyat kararı verildi ise fazla beklemeden uygulanmalıdır. Uygun bir zamanlama ile yapılan cerrahiden hastanın faydalanma oranı daha yüksek olur. Hastalık belirli bir dönemi geçtikten sonra yapılan tedaviler ağrıyı geçirse de uyuşukluk, kuvvetsizlik gibi hastalığın belirtileri tam olarak düzelmeyebilir. Uygun tedavi yönteminin seçilmesi halinde bel fıtığı hastalarının iyileşme şansı çok yüksektir...

- Başlangıç halindeki bel fıtığı ile ilerlemiş safhadaki bel fıtığını karşılaştıracak olursak, hangisinin tedavisi daha kolaydır? Tedavi yöntemleri farklı mıdır?

Başlangıç halindeki fıtıklarda, sinir kökü henüz bası altında değilse, hasta sadece bel ağrısından yakınır. Bu dönemde ciddi yatak istirahati ve uygun ilaç tedavisi uygulandığında, hasta bu safhadan dönerek normal sağlığına kavuşabilir. Rahatsızlık ilerleyecek olursa bir sonraki safha, sinir kökü basısının gündeme gelmesiyle ortaya çıkan bacak ağrısıdır. Sadece bel ağrısı varsa zaten ameliyat söz konusu değildir.

HER İKİ BACAKTA FELÇ, SEKSÜEL FONKSİYONLARIN BOZULMASI, ÖNEMLİ KUVVET KAYBI, İDRAR TUTMADA GÜÇLÜKLER DURUMUNDA TARTIŞMASIZ AMELİYAT YAPILMALIDIR.

- Bel fıtığında ameliyat Diskektomi (omurilik kanalına çıkarak sinire baskı yapan kıkırdak parçasının cerrahi olarak çıkarılması) hangi aşamada gerekli görülür?

Başlıca iki nedenle ameliyat öneriyoruz ve uyguluyoruz hastalarımıza. 1- Ciddi nörolojik (sinir sistemini etkileyen) muayene bulguları olması, ki bunların başında önemli kuvvet kaybı geliyor. Bu, halk dilinde kısmi felç diye tercüme edilebilir. Ayakta kısmi felç olması, bacakta incelme olması, derin tendon reflekslerinde (diz ve ayak bileği reflekslerinde) kayıplar olması nedeniyle. Orta hattan gelişmiş büyük bel fıtıkları, çok daha ağır klinik tablolara neden olabilirler; her iki bacakta felç, seksüel fonksiyonların bozulması, idrar tutmakta güçlükler hatta hiç idrar yapamamaya kadar da gidebilir. Bunlarda derhal tartışmasız ameliyat yapıyoruz, bu birinci ameliyat sebebimiz. İkinci sebebimiz ise, tutucu tedavi yöntemleriyle (yatak istirahati, ilaç tedavisi v.b.) başarılı olamadığımız, hastanın günlük yaşantısını, işini gücünü yürütmesini engelleyecek derecede, ağrılarının devam ediyor olması. Burada bir zaman sınırımız var, bu şiddetli ağrılar bir aydan fazla süredir devam etmekteyse, sırf ağrıyı geçirmek üzere hastaya ameliyat öneriyoruz. Ancak bir fark var, bu durumda ameliyat kararını verme hastaya ait. Ötekinde biz, ameliyat mutlak gerekli olduğu için, ikna etmeye çalışıyoruz hastayı.

VAKTİNDE YAPILAN AMELİYATLARDA %98 BAŞARI ŞANSI MEVCUTTUR.

- Diskektomi’nin Riskleri nelerdir?

Diskektomi, riskli bir ameliyat sayılmaz beyin cerrahisinde. Bizim küçük ameliyatlarımızdan sayılır. Basitliği nedeni ile asistanlara ilk önce yaptırdığımız ameliyatlardandır. En büyük riski diskitis dediğimiz bir komplikasyon (sorun) var, son senelerde o da giderek azalmakta. Disk mesafesinin iltihabı diyebileceğimiz bir problem. Can sıkıcı bel ağrılarına neden olabilir ameliyattan sonra. Başka bir riskimiz yok gibi. Ancak burada önemli bir noktaya temas etmekte fayda var. Disk cerrahisinin başarılı olması için; doğru hastaya, doğru teşhisle, doğru cerrah tarafından uygulanması lazım. İşin püf noktası burada. Hastayı yanlış seçerseniz hastanın organik patolojisinden ziyade psikolojik patolojisi varsa, ki böyle hastalara sıklıkla rastlıyoruz özellikle kadın hastalarımız arasında, sonuç başarısız olabiliyor. Bu durumda hem hasta, hem hasta ailesi hem de doktor üzülebiliyor. Ameliyattan değil geç kalmaktan korkmak gereklidir. Vaktinde yapılan ameliyatlarda % 98 başarı şansı mevcuttur.

HER AMELİYAT TEKNİĞİ HER HASTAYA UYGUN OLMAZ, BUNA UZMAN CERRAH KARAR VERİR

- Kaç tip ameliyat metodu vardır ve bunların riskleri nelerdir? En az riski olan ameliyat tekniği hangisidir? Bu ameliyatlardan biraz bahseder misiniz?

En sık uygulanan teknikler; Klasik diskektomi, Mikrodiskektomi ve Endoskopik diskektomi’dir. Özellikle son zamanlarda henüz deneme aşamasında olan yeni ve çeşitli ameliyat teknikleri de vardır. Örneğin; lazerle disk cerrahisi yöntemi var ancak bu teknik endikasyonda sınırlı haldedir. Bu tedavi başlangıç halindeki fıtıklara uygulanır ve bu tedaviye bel fıtığı hastalarının ancak % 10’ u uygundur. Ayrıca disk içersine değişik kimyasal maddeler enjekte etmek tarzında uygulanan yöntemler de vardır. Endoskopik yöntem; endoskopla diski görüp, oradan çıkarmak şeklinde uygulanır. Klasik ameliyat; Fıtığın bulunduğu bölgeye göre operasyon 5-6 cm uzunluğunda bir cilt kesisi ile yapılır. Gerektiğinde, özel büyütmeli gözlükler, veya cerrahi mikroskoptan yararlanılır, bu da mikro cerrahi yöntemdir. Şunu vurgulamakta fayda var; her ameliyat tekniği her hastaya uygun olmaz, hangi tekniğin hastaya en uygun olduğuna ancak uzman cerrah karar verir.

AMELİYAT SONRASI FITIK TEKRAR EDEBİLİR

- Bel fıtığı olan hasta ameliyat sonrası nelere dikkat etmelidir? Ne kadar sürede normal yaşantısına dönebilir?

Ameliyat olmuş kişinin; ağır kaldırma, uzun süre belin eğilmesini-bükülmesini gerektiren çalışmalar gibi faaliyetlerden kaçınması gerekiyor. Özellikle vücuttan uzakta ağır kaldırma tehlikeli olabiliyor. Ameliyat sonrası hasta ertesi gün ayağa kalkıyor, yürümeye başlıyor. Sokağa çıkabilir hale gelmesi ortalama bir haftayı bulur. Büro işlerinde çalışan bir insansa, işinin başına gitmesi 10-12 günü alır. Ama bahçede çapa yapmak için 2 ay gerekiyor tabii. Cinsel yaşantı da, 2. haftadan itibaren normale dönebilir.

- Ameliyat sonrası aynı yerde fıtık tekrar oluşabilir mi?

“Ameliyattan sonra fıtık tekrar edebilir mi” sorusu en sık karşılaştığımız sorudur. Evet tekrar edebilir. Şu nedenlerle; birincisi, belimizde 5 tane disk var. Bir tanesinde fıtık oluşmuş onu ameliyat ediyoruz. Geride 4 tane daha sağlam disk kalıyor. Bunlar her zaman yeni bir bel fıtığı oluşturup, karşımıza yeni bir tabloyla gelebilirler; İkincisi, bizim boşalttığımız aralıktan da tekrar edebilir. Çünkü; biz, disk dokusunun tamamını, bilerek, boşaltmıyoruz. Eskiden, benim asistanlık yıllarımda, aralığa girer bütün diski kazırdık. Ama ondan sonra, iki omur kemiği arasında disk materyali kalmayınca, kemikler birbirlerine sürtüyordu. Başka bel ağrısı problemleri oluyordu. Şimdi kasten sağlam disk dokusunu bırakıyoruz aralıkta, bu soruna mani olmak için. Sadece problem olan, kopan disk parçalarını alıp boşaltıyoruz. Dolayısıyla bıraktığımız sağlam disk yeni bir bel fıtığı şekliyle karşımıza gelebilir. Ama bunların oranları çok yüksek değil. Hastaların %5 kadarında tekrar ikinci bir ameliyat gerekebilir. Çok şanssız bir insansa 3. defa bile ameliyat gerekli olabilir.

BEL SAĞLIĞIMIZ İÇİN; EGZERSİZ YAPMAK,YÜZMEK, DİK OTURMAK,FAZLA KİLOLARI NORMAL KİLOYA İNDİRMEK, ORTOPEDİK YATAKTA YATMAK GEREKLİDİR

- Bel fıtığından nasıl korunabiliriz? Bel sağlığımız için neler tavsiye edersiniz?

Hiç bir zaman öne doğru belden eğilerek çok ağır bir yük kaldırılmamalı, bir yük kaldıracaksa, dizleri kırarak, yere çömelerek o cismi yerden almalı ve o şekilde kaldırmalıdır. Her zaman dik oturulmalıdır. Uzun süreli oturarak çalışanlar aralıklarla kalkıp dolaşmalıdırlar. Yatak sert ortopedik olmalıdır, çok yumuşak olmamalıdır. Karın adalelerinin ve bel kaslarının gevşemesi bele binen yükü arttırır. Bu nedenle karın ve bel bölgelerinin güçlenmesi için spor yapılmalıdır. Ama sportif faaliyet derken, iddialı bir spor değil, mesela her gün 45 dakika yürümek, bisiklete binmek, yüzmek gibi genel sağlığımızı koruyucu sporlar belimizin sağlıklı olabilmesi için yeterlidir. Ayrıca aşırı kilo bel üzerine gereksiz yük olacağından kilo almamaya gayret edilmelidir, fazla kilo varsa normal kiloya inilmelidir. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmak hem sağlığımız için hem de ilerde oluşabilecek rahatsızlıkları daha sıkıntısız geçirmemiz açısından yararlıdır.

BAYANLARIN TEMİZLİK YAPARKEN BAŞLARINI PENCEREYE-RAFLARA VURMALARI BOYUN FITIĞINA NEDEN OLABİLİR

- Boyun fıtığı nedir? Klinik belirtileri nelerdir?

Boyun fıtığı, boyun omurlarının arasındaki kıkırdağın omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi sonucu kola gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalıktır. Aynı bel fıtığında olduğu gibi sinir kökü basısı sonucu, bacakta olan bulguların kolda olanıdır. Belirti olarak reflex zayıflıkları, hareket kısıtlılıkları, kuvvet kaybı, uyuşukluk, kola doğru yayılan bir ağrı görülür. Bu ağrı parmak uçlarına kadar da yayılabilir. Boyun fıtığı ortadan omuriliği bastıracak olduğu taktirde o zaman çok daha ciddi klinik tablolar ortaya çıkabilir. Her iki bacakta felç, alt tarafta tamamen uyuşukluk, seksüel fonksiyonların bozulması, idrar tutmada aksamalar gibi belirtiler oluşabilir.

- Boyun sağlığımız nelerden etkileniyor? Kimler daha çok boyun fıtığına aday?

Boyun sağlığımızı; ıslak saçla oturma, gençlerin şaka yollu itişip kakışmaları, babaların çocuklarını omuzlarına alıp, kafalarını öne doğru eğmeleri, bayanların temizlik yaparken başlarını pencereye, raflara vurmaları, gibi nedenler olumsuz yönde etkiler. Boyun fıtığına daha çok oturarak, öne doğru eğilerek çalışanlar, daha önce trafik kazası gibi nedenlerle şiddetli boyun travması geçirenler adaydır.

FİZİK TEDAVİ BOYUN FITIĞINDA ETKİLİDİR

- Boyun fıtığı tedavisi nasıldır? Ameliyat ne zaman gereklidir? Boyun fıtığı geçiren kişi nelere dikkat etmelidir?

Boyun fıtığında da birçok hastalıklar gibi erken teşhis konulması oldukça önemlidir. Uygun bir tedavi programıyla fıtık kontrol altına alınabilir. Başlangıçta hastaya ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlarla tıbbi tedavi uygularız. Yeterli olmadığı taktirde fizik tedaviden yardım isteriz. Bana göre fizik tedavi yöntemleri boyun fıtığında bele göre daha etkin olabiliyor. Tutucu tedaviye rağmen şikayeti geçmeyen hastalarda ve tedavi sırasında nörolojik (sinir sistemi) durumunda kötüleşme görülenlerde cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi tedavide siniri rahatlatmak esastır. Boyun fıtığı geçirenler özellikle; ağır yük kaldırmamalı, ağır işler yapmamalı, boynu zorlayıcı ters hareketlerden kaçınmalı, ortopedik boyun yastığı kullanmalı, orta sertlikte bir yatakta yatmalıdırlar.

BOYUN AMELİYATLARINDA SONUÇ ÇOĞUNLUKLA YÜZ GÜLDÜRÜCÜDÜR

- Anterior girişim (boynun ön tarafından yapılan ameliyat) ve posterior girişim (boynun arka tarafından yapılan ameliyat) hangisi daha risklidir? Bu ameliyatlar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Ameliyat her zaman yüz güldürücü sonuç verir mi?

Boyun fıtığında ameliyatında iki farklı yaklaşım yönümüz var. Önceleri sadece arkadan girişim yapılırdı, 20-30 yıldır önden girişimler de yapılmaktadır. Orta hat boyun fıtıklarında kesin olarak anteriordan yaklaşıyoruz. Anterior girişim; 4.boyun omuru ve altındaki fıtıklarda, genel anestezi altında, boynun ön tarafından yaklaşık 5 cm.lik bir cilt kesisi yapılarak, omurgalar arasındaki kayan kıkırdağın alınması şeklinde uygulanır. Ameliyat sonrası hasta 10-15 gün sonra işinin başına dönebilir. Çok lateral (yan) boyun fıtıkları arkadan boşaltılabilir. Onun dışındaki servikal (boyun) fıtıkları özellikle boyun kireçlenmesiyle beraberse önden yaklaşımı tercih ediyoruz. Anterior girişim daha riskli ve daha büyük bir ameliyattır. Burada ameliyat sahasında yemek borusu, soluk borusu, beyine giden ana damarlar v.s. vardır. Önden girişimin ikinci bir özelliği de, iki omur arasında oluşan deliği, genellikle kalçadan aldığımız bir kemik grefle (kemik nakli) kapatmamız gereğidir. O bakımdan önden girişim biraz daha risklidir. Boyun ameliyatlarında sonuç çoğunlukla yüz güldürücüdür. Ancak doğru hasta, doğru teşhis, doğru cerrah şarttır.

ENSE KÖKÜNDEN BAŞA VURAN AĞRILAR, SİNİRSEL GERGİNLİKLER, PSİKOJENİK KAS SPAZMLARI BOYUN DÜZLEŞMESİDİR

- Lordoz düzleşmesi (Boyun düzleşmesi) ne tür nedenlerle oluşur? Belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıldır?


Hem halk arasında yanlış inanışlar var, hem de konuya çok yakın olmayan, yan branş hekim arkadaşlar tarafından yanlış ele alış biçimleri var. Şimdi, halk tabiri ile, boyun düzleşmesi dediğimiz bir rahatsızlık var. Daha çok sinirsel gerginliklerde, psikojenik (psikolojik sebebe bağlı) kas spazmlarında, ense kökünden başa vuran ağrılar şeklinde, gerilim baş ağrısı diyoruz bunlara, onların hepsinde lordoz düzleşmesi (boyunda düzleşme) çıkar. Bu çoğunlukla boyun fıtığı olarak yorumlanır, bu yanlış yorumdur. Doğrusu lordoz düzleşmesidir. Boyun fıtıklarında da, boyun ağrısı varsa, düzleşme görülebilir ama poliklinikte çok daha fazla psikojenik nedenlerle görüyoruz lordoz düzleşmesini. Tedavi olarak, ağrı kesicilerle birlikte kas gevşeticiler ve bazen da trankilizanlar (sakinleştirici) gerekebilir.

- Boyunluk takmak sadece rahatlatıcı bir etki mi sağlıyor? Tedaviye de katkısı var mı? Uzun boyunlu olmak boyundaki riskler için bir dezavantaj mı?

Ben boyunluğu, boyun düzleşmesinde de boyun fıtıklarında da kullanmıyorum. Sadece beklenmedik itilme kakılmalara, darbelere maruz kalma ihtimali olan yerlerde kullanılmasını öneririm. Mesela belediye otobüslerinde işe yarayabilir ama evinizde otururken, tv. seyrederken ben şahsen hiçbir anlam veremiyorum ve hastalarıma da önermiyorum. Uzun boyunlu olmak, kişiyi boyun rahatsızlıklarına daha yüksek oranda aday yapar.



BİZİ BİZ YAPAN BEYİN DEDİĞİMİZ ORGANDIR.

- Branşınıza ismini veren ve bizleri yöneten en önemli organımız beynimizden bahsedecek olursak; beynimizin işlevi nedir? Beynin en büyük bölümü olan serebrum’un görevi nedir? Ayrıca beynin alt arka kısmında olan beyincik (serebellum) ve beyni omuriliğe bağlayan beyin sapı vücudumuzda nereleri kontrol eder?

Bizi biz yapan beyin dediğimiz organdır.
Serebrum; beynin üst kısmında yer alır. Bilinçli hareketlerimizi, duyumuzu, görmemizi, duymamızı sağlayan ve kişiliğimizi davranışlarımızı idare eden organımızdır. Psikolojimizi, davranışlarımızı, duygularımızı, okuma, düşünme, öğrenme, konuşma ve duyularımızdan gelen bilgileri kullanarak bedenin uygun cevaplar oluşturmasını sağlar.

Beyincik; beynin alt arka kısmındadır. Dengemizi ve ölçülü hareketleri yapmamızı sağlar. Bir de otomatik hareketlerimizi örneğin; yürümek, bisiklete binmek, yüzmek gibi düşünmeden yaptığımız hareketleri ve yürürken konuşma gibi karmaşık eylemleri yapmamızı sağlar.

Beyin sapının görevi;
1- beyinle omurilik arasında geçiş yollarını taşıması, beyini omuriliğe bağlamasıdır.
2- kafa sinirleri dediğimiz özel sinirleri; gözlerimizi, dilimizi, yüzümüzü, çenemizi oynatan mimik kasları, yüzümüzün duyusunu sağlayan, koku almamızı sağlayan sinirlerin bulunduğu yerdir. Bu bölge açlık ve susuzluk hislerini kontrol eder. Aynı zamanda nefes alıp vermeyi, beden ısısını, kan basıncını ve diğer temel beden fonksiyonlarını kontrol eder.

BEYİNİN VÜCUTLA İLİŞKİSİ TERSTİR. SAĞDA BEYİN KANAMASI VARSA SOL TARAF FELÇ OLUR.

- Beyincik ve beyin sapında oluşabilecek bir problem vücut işlevimizi nasıl etkiler?

Her şekilde etkiler. Beynin bir özelliği var, beyin karaciğer gibi bir kitle organı değildir. Değişik yerlerindeki aksaklıklar değişik gösterilerle sonuçlanır. Örneğin frontal lob (ön beyin) bölgenizde bir tümör varsa diyelim veya buradan bir darbe aldınız, beyniniz hasara uğradı, kişilik bozuklarıyla karşınıza gelir. En arka bölümünde bir tümör varsa baktığınız alanın yarısını görmeyebilirsiniz. Belirli bir bölgede bir lezyon varsa hareketleriniz bozulur, felç olursunuz. Beynin vücutla ilişkisi terstir. Sağda bir hastalık varsa sol vücut yarısında belirti verir. Sağda bir beyin kanaması varsa sol tarafınız felç olur. Beyinde oluşan problemlerde vücut fonksiyonları bozulur, konuşmanız bozulur, hesap yapmanız bozulur, okumanız yazmanız bozulur gibi çok çeşitli sorunlar oluşur.

- Her organımızda oluşabildiği gibi beynimizde de oluşan tümörler vücutta ne tür şikayetlere neden olurlar? Beyin tümörlerinin tanısı nasıl konur?

Beyin tümörlerinin 1- genel anlamda, yani kitle etkisiyle yaptığı belirtiler vardır. Kafatası kapalı bir kutu, içine yeni bir volüm ilave ettiğinizde basınç artar. Kafa içi basınç artması sendromu dediğimiz bir genel klinik tablo ortaya koyar. Bu başlıca baş ağrısı, bulantı - kusma gibi belirtilerle karşımıza gelir. 2- Bir de tümör oturduğu yere göre lokalizan (bölgesel) bulgular dediğimiz , özel, oturma yerine göre değişen değişik bulgular verir. Beynin ön kısmında yani frontal lob bölgesindeyse psikolojik bozukluklar, davranış bozuklukları ortaya çıkar. Oksipital (beynin arka alt kısmı) bölgedeyse görme bozuklukları, orta bölgedeyse karşı tarafta felç gibi belirtiler ortaya çıkabilir, epilepsi ve epilepsi nöbetleri yapabilir. Bunları hem genel belirtiler hem özel belirtiler arasına koyabiliriz. Beyin tümörü tanısı için günümüzde en çok MR istiyoruz. Yerine göre BT ve anjiografiden de yararlanılır.

BEYİN TÜMÖRÜ AMELİYATINDA HEDEF, KİTLENİN BİR KISMINI ALIP HASTAYI 2 SENE DAHA YAŞATMAK DEĞİL, TÜM KİTLEYİ ÇIKARARAK HASTANIN KALAN ÖMRÜNÜ YAŞATMAKTIR

- Beyin tümörlerinde tedavi yöntemleri nelerdir? Bu tedavi yöntemlerinin riskleri ve yan etkileri var mıdır? Varsa nedir?

Genel prensip kafa içersinde bulunmaması gereken yabancı kitleyi, çıkarılabilir olduğu taktirde, oluşum yerinden beyne zarar vermeden veya en az zararı vererek çıkarmayı düşünmek ve total olarak tamamını çıkarmaktır. Yani bir miktarını alarak rahatlatmak değil de hedefimiz daima, hatta biraz normal beyin dokusundan da fedakarlıkla, kitlenin tamamını çıkarıp hastanın hayatını kurtarmak amacımız olmalıdır. Yani günü kurtarmak değil, hastayı biraz rahatlatıp 2 sene daha yaşatmak değil, bütün ömrünü yaşatmayı hedeflemeliyiz. Tedavi yöntemleri cerrahidir. Öteki yöntemler, cerrahiye yardımcı yöntemlerdir sadece. Radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi yöntemler cerrahi sonrası tedaviyi tamamlayan yöntemlerdir. Radyoterapinin başlıca yan etkileri; bulantı,halsizlik, saç dökülmesi, ve bazen de beyin dokusunda ödem görülebilir. Kemoterapinin yan etkileri; ateş, titreme, bulantı-kusma, iştah kaybı ve halsizliktir.

- En sık görülen beyin tümörleri hangileridir?

En sık görülen beyin tümörleri astrositomlardır.
Medullablastoma çocuklarda ortaya çıkan bir beyincik tümörüdür.
Meningioma: meninks denilen beyin zarında gelişen bu tümör genellikle etraf dokulara yayılmaz ve yavaş büyür.
Akustik nöroma: kulağa gelen işitme sinirinin etrafındaki Schwan hücrelerinden köken alan bu tümör en çok erişkin yaş grubunda görülür.
Kraniofaringioma: daha çok çocuklarda ve gençlerde görülen ve hipofiz bezinin çevresindeki dokulardan köken alan bir tümördür. Genellikle iyi huyludurlar ancak bazen etraf dokulara fazla zarar verdiklerinden kötü huylu olarak adlandırılırlar.
Pineal bölge tümörü: beyin ve beyincik arasında bulunan pineal bezden köken alan ve çok nadir görülen bir tümördür.
Hipofiz tümörleri: beynin tabanında yer alan hipofiz bezinde görülen bir tümördür. Beyinde sıklıkla metastazlara da rastlanır. En sık gördüğümüz metastaz, akciğer kanserinden olanıdır.

BEYİN TÜMÖRLERİNDE HÜCRESEL OLARAK İYİ VEYA KÖTÜ HUYLU OLMANIN YANINDA, TÜMÖRÜN OTURDUĞU YER ÖNEMLİDİR

- En tehlikeli beyin tümörleri hangileridir?

Beyin tümörlerinde bir hücresel malignite (hücresel kötülük) derecelenmesi vardır. Bir de oturduğu yere göre kötü veya iyi olabilir. Bakarsınız en iyi, en masum bir beyin tümörü çok kötü bir yere oturursa kötü sonuçlar verebilir. Meningioma dediğimiz tamamen selim bir beyin tümörü omuriliğin beyinden çıktığı deliğe oturursa çok kötü olur tabii, bütün kolunuzu, bacağınızı felç edebilir. Onun için en kötüsü hangisidir diye bir tanımlama yapmak mümkün değildir.

KÖTÜ OLAN TÜMÖRLER ÇOK HIZLI BÜYÜRLER VE KANSER HÜCRELERİ İÇERİRLER
CERRAHİ OLARAK ÇIKARILABİLİR YERDE OLAN TÜMÖRLER DAİMA İYİ TÜMÖRLERDİR

- İyi huylu tümör (benign tümör) ve kötü huylu tümör (malign tümör) ler arasındaki fark nedir? İyi huylu tümörler, kötü huylu tümörlere dönüşebilir mi? Hangi oluşum yerindeki tümörler iyi ve kötü huyludur çoğunlukla?

İyi huylu tümörler daha sonradan malign dejenerasyon gösterebilirler. Fakat bu daha çok bilimsel bir konudur. Daha önce de söylediğim gibi, beyin tümörlerinde, hücresel olarak iyi veya kötü huylu olmanın yanında, tümörün oturduğu yer önemlidir. Cerrahi olarak çıkarılabilir yerde olan tümörler daima daha iyi tümörlerdir. Çünkü tümörü oluşum yerinden çıkarma olanağınız vardır. Bir de cerrahi olarak ulaşılamayacak yerlerde yada zor ulaşılacak yerlerde oturan tümörler var onlar kötü davranırlar çünkü çıkaramazsınız veya tamamen çıkaramazsınız. Bu arada beyinin ulaşılmaz veya dokunulmaz bölgeleri de giderek azalmaktadır. Benim asistanlığımın ilk yıllarında hiç ellemediğimiz beyin tümörlerinin inoperabl (ameliyat edilemez) dediğimiz beyin tümörlerinin bir çoğunu artık ameliyat edebiliyoruz. Ama hala bize zorluk çıkaran bölgeler var. Kafa kaidesi bunların başında geliyor. Beyin sapının ön tarafları, beynin alt tarafları gibi oralarda oturan tümörler veya beynin merkezi bölgelerinde oturan, beyin sapında oturan tümörler. Beyin sapı epey dokunulmaz bir yerdir. Önemli anatomik yapılar yan yana birbirlerine çok yakın mesafededir. Tabu bölgelerindendir beynin. Oralar kötü bölgelerdir tabii.

İyi huylu tümörler; Yavaş üreme hızına sahip, kanser hücreleri içermeyen tümörlerdir. Genellikle çıkartılabilirler, tekrarlamazlar ve etraftaki normal çalışan dokulara yayılıp onların fonksiyonlarını bozmazlar. Ancak, tümör iyi huylu olsa dahi, beyinde hayati önem taşıyan, hassas bölgelere yerleşmişse, normal dokulara bası yaparak onların normal çalışmasını engelleyebilirler.

Kötü huylu tümörler; Çok hızlı büyürler ve kanser hücreleri içerirler. Hayatı tehdit ederler. Çevresindeki normal dokulara yayılarak tahrip edip, onların fonksiyonlarını da engellerler. Tıpkı ağaçlar gibi etrafa kök salarak beslenmeleri için gerekli olan maddeleri sağlıklı beyin dokusundan çalarak ayakta kalırlar. Ameliyatla tamamen alınamazlar. Ameliyat sonrası belli bir zaman süresi içinde tekrar büyüyerek beyine baskı yapmaya devam ederler. Ameliyattan sonra 5-6 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda yenilenerek hastanın ölümüne neden olan malign tümörler de vardır.

AKCİĞER KANSERİNDEN SONRA BİZ BEYNİ YAKIN TAKİBE ALIRIZ
AKCİĞER KANSERLERİNİN YARISI BEYİN METASTAZINA GİDER VE KÖTÜ OLAN TÜMÖRLERDENDİR

- Vücudumuzun başka bir organında oluşmuş olan bir kanser, beyin tümörüne neden olabilir mi? Beyinde en sık rastlanan tümörlerden olan sekonder tümörü yani beyin metastazını tetikleyen kanser türleri hangileridir? Tedavisi nasıldır?
Beyinin metastatik tümörleri (başka organlardan beyine yayılan tümör) azımsanmıyacak miktardadır. Sık rastladığımız metastaz kaynakları arasında akciğer kanserleri ve meme kanserleri sayılabilir. Akciğer kanserlerinden sonra biz beyni yakın takibe alırız. Akciğer kanserlerinin yarısı beyin metastazına gider ve kötü huylu tümörlerdendir. Meme kanserleri de sık beyin metastazı yaparlar. Prostat kanserleri, tiroid kanserleri, mide kanserleri daha ikincil sırada gördüğümüz primer (kendi dokusundan kaynaklanan, birincil) kanserlerdendir. Özellikle akciğer kanserleri beyine yayılabilirler ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü olmayabilir. Hatta bazı vakalarda bir kaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hastaya kemoterapi ve ışın tedavisi uygulanır. Beyinin metastatik tümörlerinde cerrahi tedavi düşünülmesi için metastazın soliter yani beyinin sadece bir yerinde olması lazım. Fakat bu da yetmez. İlaveten primer odağın yani kanserin geldiği organın prognozunun yani geleceğinin ümitli olması lazımdır. Yani hastanın akciğer kanserinden dolayı, zaten kısa süre içersinde kaybedilmesi bekleniyorsa, beyin metastazının ameliyat edilmesi anlamsız olabilir. Beyinde çoklu metastaz varsa, veya başka organlarda da metastaz varsa, ameliyat etmeyi zaten düşünmeyiz.

- Primer beyin tümörlerinin (beynin kendi dokularından oluşan tümör) %15’ini oluşturan hipofiz tümörü tehlikeli midir? Tedavisi nasıldır? Tekrarlama riski var mıdır? Hastada ne tür klinik belirtiler verir?

Hipofiz tümörü; 1- hormonal belirtiler, endokrinolojik belirtiler, tümörün tipine göre belirtiler verir. 2- nörolojik belirtiler verir. Bu belirtilerin başında da hipofizin hemen üzerinde optik kiazma dediğimiz iki göze gelen görme sinirlerinin birbirine çarpraz yapma yeri vardır optik kiazma diyoruz buna. Ona alttan bastırarak görme bozuklukları yapar hastada. Giderek oradan daha yukarılara çıkacaksa, ki şimdi artık modern tanı yöntemleriyle o kadar büyümesine müsaade etmiyoruz. Başka sinir dokularına, beyin bölümlerine bastırarak başka belirtiler de verebilir. Ama ana hatlarıyla endokrinolojik bozukluklar, tiroit hormonu stimüle eden (başlatan, yardım eden) hormon bozuklukları, bayanlarda özellikle galaktore (emzirme dönemi dışında göğüsten süt gelmesi), büyüme hormonu bozuklukları gibi tipine göre endokrinolojik belirtiler verir. Bunlarda popüler cerrahi tedavi yöntemi transsfenoidal yol dediğimiz burun yoluyla kafa kaidesini açıp hipofize ulaşma şeklindeki mikroşurujikal (mikro-cerrahi) yöntemdir. Burada başka yenilikler de oluyor, endoskoplar sokuluyor, v.s, günden güne tedavi yöntemleri gelişiyor. Doğru cerrah tarafından, doğru hastaya, doğru ameliyat yapıldıysa tekrarlama riski yoktur, amacımız zaten tekrarlamamasını sağlamak. Tümör çıkardığımız zaman tamamen çıkarmayı hedefleriz biz. Bazen çok riskli bölgelerde bile bile bıraktığımız da olur. Ama hedefimiz daima total olarak çıkarmaktır tümörü.

- Primer beyin tümörlerinde en sık görülen Glioma’lar nasıl oluşur? Tedavisi var mıdır? Daha çok kimlerde görülür?

En sık karşılaştığımız malign beyin tümörleri grubu gliomalardır. Kendi aralarında değişik isimlerle, değişik gruplara ayrılırlar. Astrositoma, gliolablastoma, epandimoma, oligodendroglioma v.s. gibi. Özel bir yaş grubu tercihi olmamakla beraber, 30- 50 yaş arası biraz daha sıkça görülür. Özel bir lokalizasyonu yoktur, beyincikten ve beyinin her tarafında gelişebilirler. Tedavi; cerrahi ve total rezeksiyon (kanserli dokunun tamamen çıkarılması). Ayrıca hücre tipine göre radyoterapi, kemoterapi vs. uygulaması yapılır. Bazen tümör içersine kemoterapötik ajanlar bırakıyoruz. Bunları özellikle inoperabl dediğimiz, ameliyat uygulanamayan veya ameliyattan sonra tümörün tekrarlaması durumunda uyguluyoruz.

- Beyin tümörlerinin %20-30’unu oluşturan, kadınlara oranla daha çok erkeklerde görülen, bütün beyin tümörleri içinde en sık rastlanan kötü huylu beyin tümörü Glioblastoma da ortaya çıkan belirtileri nelerdir? Tedavisi nasıldır?

Özel bir belirtisi yoktur, nerede bulunuyorsa oraya göre belirti verir. Astrositoma grubunun en malign üyesidir. Her yerde bulunabilirler. Glioblastomalar saldırgan ve çok hızlı büyüme ve yayılım gösterirler. Glioblastoma aynı zamanda glioblastoma multiforme ya da grade IV astrositoma olarak da adlandırılır. Tedavi cerrahidir.

- Beyin tümörlerinin yaklaşık %20’ sini oluşturan Menenjiomaların nedenleri nelerdir? Daha çok kadınlarda görülmesinin belli bir nedeni var mıdır? Tedavisi nasıldır? İyi huylu mu yoksa kötü huylu mudur?

Menenjiomalar; meninks denilen beyin zarlarından gelişen, selim beyin tümörleridir. Yani kafa kemiği ile beyin arasında yerleşen tümörlerdir. Genellikle 30-50 yaş arası kadınlarda biraz daha fazla olur. Özellikle hamilelik ile ilgili olabiliyor. Doğumdan hemen sonra ve hamilelik sırasında daha çok karşımıza çıkıyor. Cerrahileri; bulundukları yer kötü değilse, beyne hemen hemen hiç zarar vermeden çıkarılmaları mümkün. Ama bunların da bölge itibariyle kötü oturanları var. Bunlar yavaş büyüyen ve genellikle etraf dokulara yayılmayan tümörler olduğu için beyin dokusu bu tümörlerin varlığına uyum sağlayabilir ve büyük boyutlara ulaşana kadar fark edilmeden kalabilirler. %95 den fazlası iyi huyludur ancak tekrarlarında malign hale dönüşebilirler. Menenjiomalar aslında beyin tümörü değil ama kafa içi yer kaplayan oluşumlar içersine koyuyoruz ve beyin tümörleri adı altında inceliyoruz.

AKUSTİK NÖROMA BEYNİN İÇİNE DOĞRU DEĞİL, YÜZEYİNE DOĞRU BÜYÜR

- İyi huylu tümör olan Akustik Nöroma nedir? Ne tür belirti verir? Tedavisi nasıldır?

Akustik nöroma, iç kulağı beyne bağlayan akustik, sekizinci sinir üzerinde meydana gelen benign (iyi huylu) tümördür. Genellikle yavaş büyür ve çevre dokulara metastaz yaparak yayılmaz. Beyin dokusu içine girmezler ancak normal beyin dokusunu bir kenara iterek büyümelerine devam edip kafatası içindeki önemli yapılara bası yapabilirler. Denge siniri tümörüdürler. Kulağa gelen 8. sinir, işitme ve denge sinirleri olmak üzere ikiye ayrılır, bu denge sinirinin tümörüdür. Birinci planda kulak çınlaması ile karşımıza gelir. Giderek işitme azalması ortaya çıkar. Daha sonra, zaten çok yakında bulunan yüz sinirine bastırarak yüz felçlerine neden olabilir. Ondan sonra sırasıyla yüzde uyuşukluk meydana gelir. Giderek gözü oynatan sinirlere bastırarak gözde şaşılık, çift görme gibi belirtiler verir. Klasik belirtisi; baş dönmesi, denge kaybı ve kulak çınlamasıdır. Bir tarafta az işitme ve o tarafta yüz felci şeklindedir. Tedavide prensip; işitme sinirine ve komşu yüz sinirine zarar vermeden tümörü çıkarmaktır. Hastada bir kayıp yoksa, ameliyatta da zarar verilmediyse işitme gerçekleşir. Bu tümör beynin içine doğru değil yüzeyine doğru büyür.

- Kraniotomi’ye (kafatası açılarak yapılan ameliyat) ne zaman, hangi aşamada karar verilir? Ameliyat sonrası hastanede yatma süresi her şey yolunda giderse ne kadardır?

Kraniotomi kafatasının açılması demektir. Kafa içersinde herhangi bir yere herhangi bir amaçla ulaşabilmek için kafatasına pencere açma işlemidir. Hastanede yatma süresi tümörün cinsine göre ve hastanın durumuna göre değişir.

- Biraz da kanamalı beyin–damar hastalıklarından bahsedecek olursak; Arterivenöz malformasyon nedir? Belirti ve bulguları nelerdir? Tedavisi nasıldır? Kişide istenmeyen ne tür sonuçlar görülebilir?

Buna damar yumağı denir halk arasında. Atar ve toplar damarların gerçekten bir solucan yığını, bir yün yumağı gibi, topak halinde beyinin belirli bir bölgesine oturmasıdır. Bunlar kanayarak belirti verirler. Beyin kanaması yaparlar. Ya da epilepsi nöbeti, sara krizi şeklinde karşımıza gelirler. Ameliyatı zor konulardan biridir. Zamanında müdahale edilmezse hasta ölebilir.

- Ebru Gündeş’in hastalığı olarak duyduğumuz beyin anevrizması nedir? Neden olur? Anevrizma kanarsa ciddi durumlar oluşabilir mi? Kişinin Anevrizma kanaması geçirdiği nasıl anlaşılır?

Anevrizma beynin atardamarları üzerinde baloncukların oluşmasıdır. Doğuştan oluyor çoğu. Doğumsal hatalar sonucu olabiliyor. Damar duvarında herhangi bir zayıflığın ileri hayatta genişleyip bombeleşmesi şeklinde karşımıza çıkabiliyor. Başlıca sebepleri bunlardır. Anevrizma kanaması ciddi bir hastalıktır. Çoğunlukla subaraknoid kanama (beyin arası boşlukları kaplayan özel sıvı içine kanama) dediğimiz tabloya neden olurlar. Bazen beyin içine de kanarlar. Yine kanamanın şiddetine göre, durup-durmamasına göre, kanamanın büyüklüğüne ve bölgesine göre ciddi klinik belirtiler verebilir. Aniden başlıyan şiddetli baş ağrısı, takip eden bulantı kusma ve bilinç kaybı sık rastlanan şikayetlerdir. Hastanın muayenesinde ense sertliği saptanır. Belden su alınacak olursa kanlı olduğu görülür. BT ile kolayca teşhis konulur. Kanamanın şiddetine göre; bilinç kaybı olur ve bazen de kanama şiddetli olursa hasta komaya girer ve birkaç saat içinde kayıp edilebilir.

- Beyin anevrizmasının tedavisi nasıldır? Kaç çeşit anevrizma vardır? Hangisi daha risklidir?

Tedavi seçenekleri tıbbi, cerrahi ve endovasküler (damar içinden girilerek yapılan) olarak üçe ayrılmaktadır. Kanama olursa tedavi cerrahidir. Çeşitleri: balon tarzında, damar çapının genişlemesi tarzı, üzüm tanesi, salkım şeklinde anevrizma gibi sınıflara ayrılabilirler. Büyük olan, yer olarak kötü bölgelerde yerleşmiş, beynin daha kaidesine yakın bölümlerdeki anevrizmalar daha risklidir. Baziler arter (beynin arkası, beyincik, beyin sapını besleyen) anevrizmaları dediğimiz beyin sapının önündeki ana atardamarın anevrizmaları daha risklidir.

ANİ GELEN ŞİDDETLİ AĞRI, BULANTI/KUSMA VE BİLİNÇİN GİDEREK KAPANMASI BEYİN KANAMASININ TİPİK BELİRTİSİDİR

- İntrakranial hematom (beyin kanaması) travma harici de olabilir mi? Kişinin beyin kanaması geçirdiği nasıl anlaşılır?

Travma dışı nedenlerle de beyin kanaması olabilir. Bunların içersinde yüksek tansiyon nedeniyle olanları, anevrizma kanamalarını, arteriovenöz malformasyon kanamalarını sayabiliriz. Bazı beyin tümörleride kendilerini kanama ile belli edebilirler. En önemli belirtisi ani gelen baş ağrısıdır. Ağrının giderek artması önemlidir. Bulantı ve kusma ile bilinç kaybı gelişebilir. Hastanın bir tarafında felç görülebilir. Ama en önemli belirtisi ani gelen şiddetli ağrı, bulantı/kusma ve bilincin giderek kapanması şeklindedir.

- Beyin kanaması geçiren kişide ne tür kalıcı hasarlar oluşabilir mi? Bunlar kişinin yaşam kalitesini ne şekilde etkiler? Oluşan kalıcı hasarlar zaman içinde rehabilite edilebilir mi?

Bulunduğu bölgeye göre değişir. Görme bölgesi kanadıysa görme problemleri yapar, hareket bölgesi kanadıysa hareket bozukluğu yapar gibi. Rehabilite edilmeleri;
1: Tamiri mümkün hücre hasarlarında, beynin kendi kendisini tamir etmesi şeklinde iyileşme olabilir.
2: kayıp olan, yerine konulamayacak olan hücrelerin görevini başka hücrelerin üzerine alması şeklinde bir iyileşme olabilir.

- Subaraknoid hemoraji (beynin çevresine kanama) mı yoksa intraserebral hemoraji mi (beynin içine kanama) daha tehlikelidir? Neden?

İntraserebral hemoraji daha tehlikelidir. Çünkü daha büyük volümlü, ölümcül bir kanamadır. Kitle etkisi yapar beyinde ve birdenbire bu yeni volüm ilave olduğu için beynin toleransı da azdır ona karşı. Mesela bir menenjioma seneler içerisinde büyüdüğü için beyin onu zaman içinde tolere eder. Bir portakal büyüklüğüne ulaşabilir bir menenjiom hastayı hayati tehlikeye koymadan. Ama bir kanama o boyuta ulaşamaz. Çünkü kısa zamanda extra volüm ilave olduğu için tehlikeli olur.

- İntraserebral kanama nasıl oluşur? Daha çok kimlerde görülür? Nedeni nedir?

İntraserebral kanamaların başlangıcı genellikle bir aktivite esnasındadır (çok nadiren de uyku esnasında). Kan basıncının yükselmesi veya kan akımının artması ile ilişkili olabilir. Hipertansiyon, anevrizma, hematolojik bozukluklar, tümörler, travma, kanın pıhtılaşma bozuklukları, damarsal anomaliler, önceden iskemik olan alanlarda (yeterli kan akımının olmadığı alanlar), kan akımının akut olarak artması nedeniyle intraserebral kanama oluşabilir.

- Travma sonrası ölümlerin %50’ sini belirleyen kafa travmasında doğru ve zamanında yapılan müdahale yaralanmanın vücuda verebileceği zararları önleyebilir mi?

Tabii, erken teşhis ve gerektiği taktirde erken ameliyat genel kriterlerden birisi. Kanama var, onu hemen boşaltacaksınız, kanamayla beraber beyin ödemi dolayısıyla kafa içi basıncı oluşur. Bazı ilaçlarla serumlarla kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu yeterli olmuyorsa kafa kemikleri açılıp beyin rahatlatılır, basınç düşürülür. Bu işlemde içerde kitle varsa çıkarılır, basınç ödem nedeniyle artmışsa basınç düşürülmelidir. Kafa travmalarında bunlara dikkat etmek gerekir.

- Bir kafa travması sonrası hemen oluşmayan bir beyin kanaması daha sonraki günlerde görülebilir mi? Bunun nedeni nedir?

Görülebilir. Bu durumu yaşlı kişilerde görüyoruz. Basit kafa travmalarıyla toplar damar kanamasına bağlı kronik subdural hematom dediğimiz, kafa travmasından 1 ay sonra 3 ay sonra gelişen hematom (kanama) tabloları ile karşılaşılabilir. Toplardamar kanamasına bağlıdır bunlar. Atardamar kanaması hemen kendisini 3-5 saat içinde belli eder. Derhal ameliyat edilmesi gerekir. Ama toplardamar kanamaları yavaş yavaş gelişir. Çevreden su çekerek volümlerini artırıp ve 2-3 ay sonra gibi, klinik belirtiler verebilirler.

- Kafa travması geçiren kişinin hastaneye gelene kadar neler yapması gerekir?

Öncelikle hastanın rahat nefes almasını sağlamak lazımdır. Çünkü hastanın solunumu çok önemlidir. Ağızda burunda yabancı bir şey özellikle kusmuk olmak üzere bir şey varsa onu boşaltıp hastanın rahat nefes alması sağlanmalıdır. Bu arada hastanın boynunda da bir problem var mı diye düşünülmelidir. Şüphe varsa boynu da emniyet altına alınmalıdır bir boyunluk korsesiyle. Aktif kanaması varsa kanamayı durdurmak en önemli konulardan biridir.

- Travmada kafatası fraktürleri (kırık) haricinde başka ne gibi problemlerle karşılaşılır?

Kanama olabilir. Kafa kemikleri beyin zarını yırtabilir, beynin içine batabilirler, çökebilirler beyne doğru. Onların o şekilde bırakılmaması, kaldırılıp-rahatlatılması lazım. Beyin zarını yırttıysa, beyin zarının tamiri gerekebilir. Kanama varsa onun durdurulması ve var olan hematomun boşaltılması gerekebilir. İleriki dönemlerde yani beyne zarar verdiyse, sara krizleriyle karşımıza gelebilir.

HER BAŞI AĞRIYAN HASTADA BEYİN TÜMÖRÜ YOKTUR

- Branşınıza giren hastalıklarla ilgili herkesin bilmesi gereken en önemli püf noktaları nelerdir? En son neler eklemek istersiniz?

1-Bel fıtığı kötü bir hastalık değildir. Gerektiğinde cerrahi tedavisi basit ve başarılıdır. Bel fıtığında hasta ameliyattan değil, olsa olsa ameliyat olmamaktan veya ameliyata geç kalmaktan sakat kalır.
2-Bel fıtığı hastalarında, enstrumantasyon dediğimiz, bel kemiklerine çelik vidalar ve çubuklar takılmasının yeri son derece azdır.
3-Her başı ağrıyan hastada beyin tümörü yoktur. Baş ağrısının en sık rastlanan nedeni psikolojik gerilimdir.
4-Yine baş ağrısı hastalarında, migren teşhisi, gereğinden çok fazla konulmaktadır. Bunların çoğu psikojenik gerilim baş ağrısıdır. Gerçek migren hastaları zannedilenden çok daha azdır.

Fulya OMAÇ / ÇEŞME - AHT (İktibas edilemez)

 

Bu haber 11084 kez görüntülenmiştir.

ÇESİAD

ÇEŞME
ESNAF ODASI

Cesmelime.com Reklam Alanı
Sponsor Bağlantı
Cesmelime.com Reklam Alanı
Türkçe English Deutsch Ellinika
Yönetici'den...
Çeşme'ye not verin.
ÇeşmeLine.com
  » İlan ekle
  » İlanlar
  » Sizden Gelenler
  » Faydalı Linkler
» Tanıtım filmi
» Çeşme Bld.spor
» Reklam Üye Girişi
Reklamlar
Reklam Alanı 2
Cesmelime.com Reklam Alanı 2

 

YASAL UYARI; www.cesmeline.com sayfalarında yer alan tüm görüntü, fotoğraf, haber, makale, köşe yazıları ve diğer tüm yazıların telif hakkı www.cesmeline.com yönetimine aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun telif haklarına ilişkin hükümlerine göre www.cesmeline.com yönetiminin yazılı izni olmadıkça hiçbir kimse, yayıncı ve kuruluş, eserin tamamını veya bir kısmını yayınlayamaz, çoğaltamaz, alıntı yapamaz.
Copyright® 2009 - Yapım: Misyon Ajans