|
Tarih : 1.2.2010
Tam 20 hükümet, 10 başbakan, 5 cumhurbaşkanı, 8 kaymakam ve 3 belediye başkanı döneminde çalıştı..
Çeşme İlçe Turizm Müdürü Osman Kabasakal (63) önümüzdeki Haziran ayında makamdaki 30. yılını kutlamaya hazırlanıyor. İngilizce öğretmeniyken İlçe Turizm Şubesi’ne vekil müdür olarak atandığı 1980 yılında Çeşme’de Kaymakam Güngör Alış, Belediye Başkanı ise Saim Ertürk’tü. 39. Hükümet’in Başbakanı olarak Süleyman Demirel görev yaparken, Fahri Korutürk’ten sonra yenisi bir türlü seçilemeyen cumhurbaşkanlığı makamına ise TBMM Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil vekalet ediyordu. Osman Kabasakal o günlerden bu güne 20 hükümet döneminde tam 10 başbakan, 5 cumhurbaşkanı, 8 kaymakam ve 3 belediye başkanı ile birlikte çalıştı. Samimiyeti, espritüel ve renkli kişiliğiyle herkes tarafından sevildi. Hala ilk yıllardaki heyecanla Çeşme için bir şeyler yapabilmek adına hiç boş durmuyor. Fikir üretiyor, birikimlerini herkesle paylaşıyor, yatırımcılara yol gösteriyor.. Adeta Çeşme turizminin yaşayan tarihi olan Osman Kabasakal, sorularımıza içten cevaplar verdi..
- Bu göreve nasıl ve ne zaman başladınız?
7 sene İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra 1980’de Turizm Bakanlığı’na önce vekil müdür olarak geçiş yaptım, birkaç ay sonra da asil olarak atandım, 30 yıldır da bu görevde devam etmekteyim.
- Bu büyük bir başarı. Hep Çeşme’de olmayı, görev yerinizin değiştirilmemesini neye bağlıyorsunuz?
Ya çalışmalarımdan ya da bu yörenin insanı olmamdan dolayı burada kalma şansını yakaladım. Hiçbir iktidarla, hiçbir dönemde sıkıntı yaşamadım. 30 yıl boyunca Çeşme’nin sorunlarını çözmeye, insanları kırmamaya çalıştım, takdir onlarındı. İki kere yüksek terfi aldım.
- Neydi bunlar?
İlkinde 1987-1991 yılları arasında Turizm Bakanlığı yapan İlhan Aküzüm zamanında İzmir İl Turizm Müdürlüğü görevini teklif ettiler. Doğru mu yaptım, yanlış mı bilemiyorum? Ama Çeşme’yi çok sevdiğim için kabul etmedim. Burasının en köklü ailelerinden birisine mensubum. Yaşadığımız beldenin çıtasını yükseltmek bana nedense daha önemli gibi geldi.
İkincisinde ise 1993’te yurt dışına gitme sınavına girerek Kanada’nın Toronto şehrine atandım. Kararnameler ertelendi, iki yıl sonra ‘Seni Türki Cumhuriyetlerden birine atayalım, sınavı kazanmışsın’ dediler. Bu kez ben eşimin öğretmenliği ve çocuklarımın eğitim durumundan dolayı istemediğimi söyledim.
- Sizin göreve başladığınız ilk yıllarda Çeşme’de turizm hangi noktadaydı?
Çeşme’nin son 50 yılına damgasını vuran tesislerin ilk en önemli üçlüsü MOTES, TURTES ve TURBAN Otel’dir. 1960’lı yıllarda hizmet vermeye başlayan bu tesislerden MOTES şimdiki Et ve Balık Kurumu Kampı’nın, TURTES şimdiki İş Bankası Kampı’nın, TURBAN Otel ise şimdiki Sheraton Çeşme’nin bulunduğu yerdeydiler ve Çeşme’de gerçek anlamda turizm hareketliliğini başlatan tesislerdi. 1974’de Türkiye’nin değil Balkanlar’ın ve Ortadoğu’nun en büyük turizm tesisi Altın Yunus Tatil Köyü Çeşme’de açıldı. 1000 yataklı bir tesis o yıllarda ne Ortadoğu’da, ne Balkanlar’da ne de Türkiye’de vardı. Bu Çeşme için büyük bir olaydı. Ben göreve başladığımda o yılların modası olan pansiyonculuk Çeşme’de hiç yoktu. Çünkü halk fikir ve kafa olarak pansiyonculuğa alışmamıştı, hazır değildi. Birisine ‘Pansiyonculuk yapar mısın?’ diye sorduğunda cevap olarak ‘Ben Pezevenk miyim?’ karşılığını alırdın.
- Peki bu sorunu nasıl aşabildiniz?
Zamanın Turizm Bankası Genel Müdürü’nü buraya davet ederek misafir ettik. Çeşme ve Alaçatı’nın potansiyelini gösterdik. Burasını Pilot Bölge ilan ettiler. 1987’ye geldiğimizde pansiyon sayısının 103’e çıktığını gördük, 1989’da ise 117 pansiyonla rekor kırdık. Pansiyonlardaki yatak kapasitesini de 1750’ye çıkardık. Sokak aralarında saksılar içinde o güzel çiçekler, papatyalar, laleler ve güzelim rengarenk ev pansiyonları. İnsanlar geldikleri zaman kendilerini evlerinde hissediyorlar, mutfağını kendi evindeki gibi kullanıyorlardı.
- Ev pansiyonculuğunun Çeşme’ye katkısı ne oldu?
Ev pansiyonculuğu Çeşme turizmine ve ekonomine çok şey katmıştır. 1987’de Çeşme’de yatak sayısı 4.300’dü. Bu da Türkiye yatak kapasitesinin yüzde 5’ine denk geliyordu. Şu anda sene 2010. Çeşme’deki yatak kapasitesi Türkiye’nin yüzde 0,02’si, yani binde 2’ye düştü. Mehter takımı gibi iki ileri bir geri gitseydik veya Türkiye ile aynı artış oranını yakalamış olsaydık şu anda vasıflı yatak kapasitemiz 75 bin - 80 bin civarında olmalıydı.
- O zaman havalanımız da faaliyete geçerdi..
Bunu gerçekleştirseydik havaalanımız da faaliyete girecekti. Turisti direkt Çeşme’ye indirecektik. Ama olmadı. 1970’li yıllarla birlikte Çeşme’de ikinci konut olarak nitelendirdiğimiz yazlık evler, yazlık sitelerin istilasını görüyoruz. Neden istila diyorum, çünkü en güzel koylara, deniz sahillerine yapıldı bu yazlık ve siteler. Kemer, Belek, Side’ye baktığınızda yüzlerce kilometrelik sahil şeridinde boydan boya, bin 500 - 2 bin yataklı turistik tesisleri görürsünüz. Çünkü yıllarca bakir kaldı oraları ve devlet destekli, tahsisli olarak turizmcilere uzun yıllar için kiralandı. Bizde ise sahilde bırakın bin yataklı bir tesisi 500 yataklı bir otel yapacak yer bulamazsınız.
- İkinci konut dediniz, kiraya verilmiyor mu kullanılmadıkları dönemlerde?
Çeşme’deki yaklaşık 47 bin konutun ancak 10 - 12 bin tanesi yaz-kış oturulan konutlar, geri kalanı yılda 20 ile 40 gün kullanılıyor. İkinci konut sahiplerine, ‘Kullandığınız zamanların dışında bunu bize bildirin, kiraya verelim, hem sizin ekonominize hem de Türkiye ekonomisine katkı gelsin’ dedik ama kimse yanaşmadı.
- Komşumuz Sakız Adası ile sıkı ilişkileriniz olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Yunanlı turistlerin Çeşme’yi tercih etmesinde sizin büyük bir emeğiniz var..
Çeşme’nin son yıllarda yaptığı bir atak bu. Yunanlı turiste büyük bir artış olmuştur, bizim 20 yıllık bir çalışmamız var. Ben Turizm Müdürü olarak Yunanistan’da 17 okulu kardeş okul yaptım. Çeşme Turizm Müdürlüğü olarak bizim düzenlediğimiz her yıl Nisan ayının 15’indeki Turizm Haftası etkinliklerinde baş misafirlerimiz olarak Sakızlı dostlarımızı protokolde ağırlıyoruz.
- Theodorakia etkinlikleri 2006’dan beri yapılıyor..
Onların dünyaca ünlü müzik adamı, annesi Çeşme/Dalyanköy, kendisi Sakız doğumlu Mikis Theodorakis adına her yıl düzenledikleri Theodorakis Şenlikleri’ne de biz katılıyoruz.
- Naim Süleymanoğlu’nu da götürmüşsünüz Sakız Adası’na..
2004 Atina Olimpiyatları öncesinde adalar arası olimpiyat bayrağı gezdirme töreninin Sakız Adası ayağına bizim olimpiyat şampiyonumuz Naim Süleymanoğlu’nu onur konuğu olarak götürdük. İlk olarak Sakız’da Türkiye ve Yunanistan elele olimpiyat meşalesini Sakız’dan geçerken taşıdık.
- Gerçekleşmeyen ama zamanında çok ses getiren ‘İnterreg III A’ neyin nesiydi?
Beş yıl kadar önce Sakızlılar bir heyecanla geldiler, ‘Ortak kültürel projelere imza atalım, AB bu iş için fondan para verecek’ dediler. Ama aceleleri vardı. Yakında fonlar mı kalkacakmış, yoksa fonlarda para mı az kalmıştı tam hatırlamıyorum. AB ülkeleri ile AB’ye komşu ülkeler arasında kültürel iş birliği fonu olan ‘İnterreg III A’ kapsamında ortak değerlerimizi ortaya koyduk. Çeşme ile Sakız Büyükşehir Belediyesi, Alaçatı ile Kampohora Belediyesi ve Karaburun ile Mastihohoria Belediyeleri arasında Türkçe-Yunanca ve İngilizce dillerinde sözleşmeler imzalandı. Ama devamı gelmedi.
- Şu sıralar Sakız’la ilişkiler ne durumda?
İki ülke arasında yüzme ve yelken yarışları, basketbol müsabakaları, futbol turnuvaları yapıyoruz. İki halk birbirine yaklaştı. Daha önce bize turist gelmesin diye propoganda yapan Sakız, şimdi artık Avrupa pazarında kendisini pazarlarken etkinlikleri arasında İzmir, Efes turlarını Çeşme’de gecelemeli olarak da sunmaya başladı. Bunlar zaman içinde yavaş yavaş, gide gele başarıldı. Ege Denizi’nin barış denizi olduğunu ve bu turizm pastasını birlikte paylaşarak daha da büyütebileceğimizi hep birlikte gördük. Şu anda bunun da meyvelerini topluyoruz. 3 bin 700 olan Sakız - Çeşme arası gidiş geliş sayısı 2009 yılında 84 bin rakamına ulaştı.
- Bize Çeşme’nin eski zamanlarından biraz söz eder misiniz? Eski yıllarda daha çok hangi uluslardan insanlar geliyordu?
Bir klasik vardır Çeşme’de. Alman turistler ağırlıktaydı. Özellikle Mayıs ve Eylül aylarında orta yaş dediğimiz turistler gelir. Benim 30-40 yıllık tecrübeme istinaden. Çünkü o zamanlar Çeşme’nin en güzel zamanları. Çok sıcak ve fazla kalabalık olmaz. En zengin turist de Nisan, Mayıs ve Eylül aylarında gelir. Şimdi yazın yerli turizme ağırlık veriyoruz. Daha çok gençlerin geldiğini görüyoruz.
- Turizm sezonu eski yıllarda kaç gün sürerdi? Şimdi kaç gün?
Eskiden 180 gündü, şimdi 80-90 güne indi turizm. Ama o yıllarda alternatif yoktu. Kemer bilinmezdi, Bodrum’un havaalanı yoktu. Yatak kapasitemiz şimdi çok az kaldı diğer yerlere göre. Oteller ucuz fiyat vermiyor. Otellerin de bazı yanlışlıkları var. Bizim yüksek sezon dediğimiz dönemde Avrupalı acentaya çok az kontenjan ayırıp oteli yerli turistle dolduruyorlar.
- Hangi dönemlerde?
Temmuz’un başından Ağustos’un sonuna kadar 50-60 günü yabancı tur operatörüne 10-15 oda ayırıyorlar göstermelik olarak. Belki kendilerine göre haklılar, kapı müşterisi dediğimiz yerli turiste o yabancı grup fiyatının 4-5 katına kadar oda satıyorlar. Ki o fiyatlar bakanlığın belirlediği fiyattır, anormal bir durum söz konusu değil. O fiyatlarla yüzdürüyorsunuz geminizi ama bu arada küstürüyorsunuz diğer yabancı acentayı, tur operatörünü. Size 5-6 ay gelen firmaya yazın sezonunda diyorsunuz ki ‘Kusura bakmayın otelim ful dolu, size 10-15 odam var’. Bu yanlış, sebebi de yatak kapasitesinin azlığı.
- Yatak kapasitesi artışı da ancak yeni planlama dahilinde olacak..
İlan edilen Turizm Tahsis Alanları revizyonundan sonra yapılacak yatırımlarla 70 bin ek yatağa kavuştuğumuz zaman biz de Antalya gibi sezonda da bol bol yatak verebileceğiz yerli ve yabancı müşteriye. Rekabet ortamı oluşacak, rekabetin ve yatağın bol olduğu yerde turist de çok olacak.
- Bunu biraz açabilir miyiz?
Bundan beş sene önce Çeşme’deki 118 bin dönüm hazine arazisi turizm yatırım alanı ilan edildi. Buraları yatırımcıya açılacak, büyük tesisler, golf sahaları yapılacak ve 70 bin ek yatak kazanacaktık. Ancak bazı kurumların ve Orman Genel Müdürlüğü’nün itirazları üzerine bu planlar iptal oldu. Yeniden revize edilen planlarda orman alanları turizm yatırım alanlarından çıkarılıyor. Planlama Genel Müdürlüğü’ndeki çalışmalar son duruma gelmiş. Bu arazilerin tahsis ihalelerinin yıl içinde yapılmasını umuyoruz. O zaman Çeşme birkaç yıl içinde bir şantiye gibi olacak. Mevcut 15 bin yatakla birlikte 85-90 bin yatağa ulaşacağız.
- Diğer altyapı sorunları?
Hiçbir problem yok. Su sorunumuz yok, üç şeritli bir otoyolumuz var. Avrupa’ya İtalya ve Yunanistan üzerinden deniz yoluyla bağlıyız. Havaalanımız da açılacak, o zaman büyük uçaklar inecek, büyük seyahat acentaları gelecek.
- Termal Kür Merkezi?
Çeşme Ilıca’da Termal Aqua Merkezi kurmak mecburiyetindeyiz. Buradan taa Kuşadası’na gidiyorlar normal Aqua Park’a. Oysa termal su Ilıca’nın tam göbeğinden doğal olarak denize akıyor. Biz böyle bir potansiyeli Aqua Park için kullanmıyoruz. Büyük havuzlar yapılsa, termal su bu havuzlarda sıcak sıcak dolaştırılsa, tramplenler, su kaydıraklarıyla insanlar sıcak suyun keyfini çıkarsa fena mı olur? Bir taraftan termal su sporları yapılsa, diğer taraftan Balçova’da olduğu gibi termal tedavi merkezi kurulsa, 150-200 odalı bir de oteli olsa, komple bir tesis olur. Bu Aqua Termal Park’a diğer otellerdeki insanlar da spor, aktivite yapmak ve eğlenmek için gelir. Bu tesis yaz-kış iş yapar. Benim gönlüm Çeşme’de böyle büyük bir Termal Aqua Merkezi’nin olmasından yana.
İşte o zaman Çeşme, eski şaşaalı günlerine yine dönecek.
-Ilıca’da şimdi pazar yerinin kurulduğu yerde eskiden çok büyük bir çamur gölü varmış, bundan biraz bahseder misiniz?
Bu gölün çamuru kaynardı, sıcaktı ve şifalıydı. Kadınlar ciltlerine sürerlerdi, cilt hastalıklarına iyi gelirdi. Cildi gererdi, şu anki botox etkisi olan bir çamurdu. Bu göl 1965’e kadar iptidai bir şekilde çevriliydi ve yerli, yabancı turistler geliyordu. Sonra biz burayı top sahası, eğlence yeri yapalım diye büyük bir uğraşıyla ve zorla bu tedavi merkezini kapattık. Şu anda üzerinde arabalar park ediyor. Halbuki onun altında arayıp da bulunmayan, İsrail’deki gibi çok özel bir çamur var.
- 2010’dan beklentileriniz neler?
Bu yıl Rusya, İskandinav ülkelerinden ve Balkanlardan gelecek turistlerde bir artma olacağını gözlemliyoruz. Yine Yunanlı turistlerin geçen seneden daha fazla rakama ulaşacağını ümit ediyorum. Çeşme, pırıl pırıl deniz ve kumu, püfür püfür esen rüzgarı, bozulmamış otantik coğrafi yapısıyla ve turizmde çok eski mazisiyle umut ediyorum ki o eski günlerine dönecek hatta geçecektir.
- New York Times Çeşme’yi 2010’da dünyada görülmesi gereken 31 yer arasında sekizinci sırada saydı..
Bizim için inanılmaz güzel bir jest oldu, NYT’de ‘2010 Yılında Görülmesi Gereken 31 Yer’ arasında Türkiye’den iki yerin olması. Çeşme’nin sekizinci, İstanbul’un 19. sırada olması ise bir başka güzellik. Yazının orijinalini okudum. Güler Sabancı’nın parmağı var gibi geldi bana. Vesile olan kim olursa olsun, Çeşme adına, Alaçatı adına teşekkür ediyorum. Milyon dolar harcasanız böyle etkisi olan bir haber yayınlatamazsınız. 2010 sezonunun beklentileri de bu haberle birlikte yükselmiştir. Reklam kampanyalarında bu olguyu en ön plana çıkarmalı, tanıtımlarımızda bu haberi kullanmalıyız. Ayrıca bu haber Çeşme’ye çekilecek yatırımcıların önemini de bir kez daha kanıtlamış oldu. Daha çok Güler Sabancılar getirmemiz gerekiyor ki beldemizi dünyada tanımayan kalmasın.
- İlginç iki anınızı anlatabilir misiniz?
1980’li yıllarda Çeşme Festivali’ne dünya çapında süper starlar gelirdi. Bir festival zamanı hafta sonu Çeşme doldu, hiçbir yerde boş yatak yok. İnsanlar sokaklarda yatıyor. Dönemin belediye başkanına rica ettim ‘Başkanım bana müsaade edin bir anons yapmak istiyorum’ dedim. İzin aldıktan sonra belediye hoperlöründen ‘Sayın Çeşmeliler, şu anda Çeşme dolmuştur. Yerli ve yabancı turistlerimizi yatıracak, kalacakları yer yoktur. Lütfen evlerinizi açın, hem siz kazanın, hem de Çeşme tanınsın’ diye defalarca anons yaptım. Akşam büroyu açtık. Kapıda uzun bir kuyruk oluştu. Çeşme’nin yüzde 30-40’ı benim defalarca yaptığım anonslarım yüzünden evlerini açtı. Biz de o yerli ve yabancı turistleri evlerde misafir ettik.
İkinci anım da buna benzer.. Bir Kurban Bayramı tatilinde yine Çeşme’de bütün oteller, pansiyonlar dolu. Bir Alman turist geldi. ‘Sizde Kurban Bayramı sene de iki kere mi olur?’ diye sordu. ‘Hayır, senede bir kere olur, neden?’ dedim. ‘Geçen yıl da geldik, Kurban Bayramı’nda yer bulamadık. Bu sene 10 gün önce gidelim Kurban Bayramı’na denk gelmeyelim düşüncesindeydik ama yine Kurban Bayramı’ dedi. Tabii onlar dini bayramların her yıl 10 gün önce geleceğini hesap edemediler. O aileyi annemin kendi evinde ücretsiz olarak beş gün misafir ettim. Halen daha yazışırız.
- Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Benim yıllarca söylediğim bir vitrinimiz olan Alaçatı’mız var. O tarihi Türk, Osmanlı ve Yunan mimarisi özelliğindeki daracık sokakları, o şirin, otantik tarih kokan sokaklarını keşfeden İstanbullu yatırımcılarla başlayan, yerli ve yabancı turizmde çok güzel bir vitrin oluştu. Yani Çeşme’ye geldin mi, ‘Olmazsa olmazlar’ın arasında Alaçatı’yı görmeden gitmemek en başta yer alıyor. Alaçatı aynı zamanda dünyanın en büyük ikinci sörf merkezi. Bu sörf merkezinin olması için malzeme olması lazım. Bunun malzemesi de rüzgardır. Çeşme Meteoroloji Müdürlüğü’nün verilerine göre son 10 yıllık ortalamasında 300 gün rüzgar eser. Ve bu rüzgar sörf için çok idealdir. Büyükannemin söylediği bir söz vardı: “Çocuğum Çeşme’yi satan denizi, kumu, güneşi değil, rüzgarıdır” derdi. Şimdi bu rüzgardan ekonomiye de dönüştürdük. Çeşme’de elektrik üreten yüzlerce rüzgar türbinleri görüyoruz. Kaba bir tabir vardır, ‘Su akar aptal bakar’ diye. Ilıca’da hala termal su denize akıyor biz bakıyoruz. Eskiden esen rüzgara da öylece bakardık ama şimdi rüzgarı ekonomiye soktuk. Umarım kısa zamanda Ilıca’da akan o termal suyu da Çeşme turizmine kazandırırız.
Osman Kabasakal görev süresi boyunca kimlerle birlikte çalıştı..
------------------------------
Cumhurbaşkanları: Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül
Başbakanlar: Süleyman Demirel, Bülent Ulusu, Turgut Özal, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller, Bülent Ecevit, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan
Kaymakamlar: Güngör Alış, Çetin Yücel, Atilla Dinçer, Salih Şarman, Ahmet Macunluoğlu, Mehmet Baygül, Nazmi Günlü ve Cafer Sarılı
Belediye Başkanları: Saim Ertürk, Nuri Ertan ve Faik Tütüncüoğlu
Fulya OMAÇ (İktibas edilemez)
|